Başkan Şentop gündemi değerlendirdi
banner57

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop 09 Eylül İzmir’in Düşman İşgalinden kurtuluşunun yıldönümüne katıldı.
İzmir’in işgalden kurtuluş yıldönümünde bir konuşma yapan TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop açıklamalarında; ‘Öncelikle 98 yıl önce düşman işgalinden İzmir’imizin  kurtulması için canını feda eden Bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum başta  Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün gazilerimizden vefat edenleri de yine Cenab ı Hak’tan rahmetle  anıyorum.
Türkiye o tarihlerde Milli mücadele yıllarında çok zor dönemler günler yaşadı fakat İzmir’in kurtuluşu Milli mücadelenin çatışmayla Silahlı mücadeleyle ilgili kısmının nihayete ermesi tamamlanması anlamına geliyor aynı zamanda. Bu bakımdan bizim Milli mücadele tarihimizde çok önemlidir hatta iki sembolik anlamı vardır birisi 15 Mayıs 1919 da İzmir’i işgali, aslında birçok vatan toprağa daha önce de işgal edilmişti ve yerel olarak İstiklal mücadelesi düşmana karşı direnişler  mevcuttu fakat bir kafa karışıklığı bir dağınıklık Milli mücadelenin sadece bölgesel ve çabalarla yürütülmesi gibi bir durum söz konusuydu  15 Mayıs 1919  İzmir’i işgali Ülkesi altında vatan satında bütün bu münferiden bölük pörçük yürütülen Milli mücadele direnişlerinin birleşmesi fikrini doğurmuştur bu bakımdan İzmir’in işgali Milli mücadelenin başlangıcı milli mücadele tasavvurunun başlangıcı bakımından bir semboldür. 
Yine 9 Eylül 1922 İzmir’in düşman işgalinden kurtulması da Milli mücadelenin silahla yürütülen kısmının tamamlanması anlamında  yine sembolik bir değere sahip, bu bakımdan İzmir Milli mücadelede sembol,  bayrak bir şehrimiz Bugüne sebeple ben genelde 90 Eylül de İzmir de bulunmayı arzu ediyorum bunu planlıyoruz geliyorum bu sefer de böyle oldu.’ dedi.
TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop açıklamalarında şu ifadelere yer verdi; ‘Türkiye Çok zor zamanlarda milletimiz çok zor zamanlarda vatan toprakları için neler yapabileceğini göstermiştir yaklaşık elli yıl 1875’lerden  itibaren düşünmek lazım elli yıl savaştan savaşa ,cepheden cepheye koşan bu milletin çocukları en son işgal edilen vatan topraklarını da savunmak için çok zor şartlarda ekonomik olarak fiziki şartları itibariyle elindeki silah savunma imkanları itibarıyla çok zor şartlarda ama  gözünü bile kırpmadan ölüme giderek kanının son damlasına kadar mücadeleyi ,direnişi sürdürerek bu toprakları kurtarmıştır, vatan yapmıştır, zaten bin yıldır bu toprakların bizim olmasının  izahı da budur bu topraklardaki varlığımızı sürdürmek ve muhafaza kararlılığımızdır. 
Bunu gösterdik ve bugün Türkiye yüz yıl öncesine göre ekonomik olarak askeri güç olarak teknolojik olarak çok daha iyi bir seviyededir Türkiye bölgesinde önemli bir güçtür  siyasi bakımdan da ekonomik ve askeri bakımdan da öyledir. Dolayısıyla vatan toprakları mavi vatanı da içine alan bir şekilde bizim anlayışımızla  uluslararası hukukun uluslararası anlaşmaların karşılıklı anlaşmaların bize vermiş olduğu haklar ve yetkileri sonuna kadar koruyacağız ve savunacağız. Kimsenin zerrece toprağında veya bir damla suyunda gözümüz yok ama bizim de bir karış toprağımızda veya mavi vatandan bir damla suyumuzda kimsenin göz olmasına müsaade etmeyiz o gözü çıkarırız. Türkiye bunu yapabilecek kudrettedir yüz yıl öncesine göre çok daha fazla bu kudrettedir, bu bakımdan ben özellikle komşumuz Yunanistan’ın aklıselimle hareket etmesini uluslararası hukuka anlaşmalara ve Türkiye’nin Adalar Denizi başta olmak üzere Akdeniz’de hak ve yetkilerine saygı göstermekte bunu değerlendirip dikkate almakla mükellef olduğunu düşünüyorum. 
Bu tür siyasetçilerin şahsi ihtirasları kendilerini gösterme gayretlerinin bu coğrafyada mecburen sınır komşumuz olduğu için bir arada yaşamak zorunda olduğumuz halklar için de çok tehlikeli riskli Yunan  halkı içinde sonuçlar doğurabileceğini görmek lazım. 
Ayrıca tabii Yunanistan’ın peşine takılıp da buraya gelen veya Yunanistan bu anlamda kendi iç siyaset oyunlarına  Yunanistan’ı hırslarına alet etmeye çalışan ülkelerde var bunların başında Fransa geliyor Fransızların burada coğrafyada ne aradıklarını Doğu Akdeniz’de ne aradıklarını merak ediyorum doğrusu tabii  kifayetsiz siyasetçiler İç siyasetteki sıkışıklıklarını bu şekilde uluslararası alanda gayri makul akıl dışı bir takım hamlelerle örtmeye çalışıyorlar. Fransa yakın tarihinde bir askeri anlamda bir başarısı olan bir ülkede değil en son 1940 da  Almanların bir hafta içerisinde Paris’e gittikleri bir iç çatışmayı  savaşı hatırlıyoruz. 
Fransız ordusundaki asker sayısı Almanlardan aşağı yukarı iki kat fazla Fransızların silahları tankları Almanlara göre çok yeni ve etkili iken bir haftada Paris’e gidiyor Alman ordusu bugün bile bir hafta da Paris’e girebilmek biraz zor bugünün ulaşım vasıtalarıyla bile gittiğini düşünün hoş hadiseler değil bunlar ama elindeki askeri imkanlara rağmen bunu kullanamayan kendi vatan toprağı müdafaa edemeyen bir durum yaşamış Fransa. Yine Fransa’nın Almanlara karşı bağımsızlığını sağlaması da kendi gayretiyle olmamış İngilizlerin ve Amerikalıların yardımıyla Bağımsızlığını kazanmış vatan topraklarını kurtarmış temizlemiş. Fransa’nın askeri başarısı 20. Yy bir tek Afrika da ordusu ve silahı olmayan insanlara karşı söz konusu mızrakla savaşanlara uçaklarla tanklarla ateşli silahlarla gitmişlerdir orada bir başarı var. Geri dönüp tarihe baktığımızda böyle bir tek başarılı bir Komutanı vardır o da Napolyon’dur o da Fransız değildir esasen  Bunları şunun için anlatıyorum;  bugün dokuz Eylül münasebetiyle tarihi manası yüklü bir gün içerisindeyiz bu açıdan tarihin hırslarla ihtiraslarla değiştirilemeyeceğini yazılamayacağını bunları göstermek için dikkatli okunması gerektiğini ifade etmek için bunu söylüyorum.  Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler var Türkiye Doğu Akdeniz’de en uzun kıyısı olan sınırı olan bir ülkedir Dolayısıyla Doğu Akdeniz olan olaylar ve ihtilaflar Doğu Akdeniz’e kıyısı olan burada uluslararası hukukuna göre menfaatleri olan Ülkelerin aralarında görüşebilecek tartışabileceğini karara bağlayabileceği meselelerdir. Batı Akdenizden gelipte Doğu Akdeniz de bir takım hayallerin peşinde bölgenin huzurunu barışını bozmaya kimsenin hakkı yoktur . O bakımdan biz Türkiye olarak hukuken haklı olduğumuzu bildiğimiz buna inandığımız ve güvendiğimiz için her zaman diplomasi yolunda da müzakereler yoluyla da her konuyu görüşmeye tartışmaya hazırız. Ama bu yolla değil de başka türlü Türkiye’ye de kendilerince ders vermeye kalkanlara da derslerini verip göndermeye Türkiye’nin muktedir olduğunu bir daha ifade etmek isterim’ dedi.
4Uğur Adutalp

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.