ALTAY’DA ÖZÜNE VARMAK
banner57

Türk tarihinin belki de en çok dikkat çeken topraklarından Rusya Federasyonun en güneyinden federasyona bağlı özerk cumhuriyet olan Altay cumhuriyetinden selamlar.

Türkiyeden binlerce kilometre uzaklarda Türklüğün nefes aldığı bu coğrafyada olmak başlı başına heyecan verici. Novosibirisk’ten yola çıkalı  5 saatlik zaman olmuştu ki, ülke sınırında devasa Altay Cumhuriyeti yazısında durup fotoğraf çektiriyoruz.  Yollar nispeten bir çok bölgeye göre güzel. Zaten araç kiralama yoluyla bu geniş coğrafyada dolaşacaksanız. Her yerde durup manzaranın tadını çıkartma lüksünüz oluyor. Eee bizlerde öyle yapıyoruz. Başkent Gorno-Altaysk’a (eski adı Ulala, 1948’e kadar da Oyrot-Tura adını taşımış) giriş yapıyoruz. Kent adı da üzerinde Altay sıra dağlarının eteklerine kurulmuş. Geniş caddeler Rusya federasyonundaki tüm kentlerde neredeyse standart olmuş. Ve tabii ki her kentin olmazsa olmazı Lenin meydanı. Lenin ülkedeki hemen hemen her kent ve kasaba da en geniş ve popüler caddenin adını taşıyor ve devasa bir heykeli ile sizleri selamlıyor. Yani Rusya da komünizm yıkıldı  zannedenlere bir hatırlatmam olacak bu ülkede Lenin hala her kentte en görkemli caddelerde bütün ihtişamı ile ayakta.

Bir kente geldiğinizde mutlaka o ülkenin haritası ve ya kentin haritasını edinmek olur. Bizlerde Gorno Altaysk belediyesine gittik broşürlerimizi aldık. Sonradan gittiğimiz turizm bürosu görevlisi bayan Antalya ve Alanya da tatil yaptığını ve ülkemizi çok beğendiğini söyledi. Bu büroda bir sürpriz bekliyordu bizleri tüm dünyanın en güzel kumsallarından kumları muhafaza ediyorlardı. Alanya, Antalya, Lara plajlarından kumları görmek güzel sürpriz oldu.

Gorno Altaysk şehri dağ evleri modelinden dağın eteklerine geniş bir alana yayılmış olsa da modern yapıları ile dikkat çekiyor.  Şamanist inanca sahip olan Altaylıların bu özelliklerini yol boyunca ağaçlara bağlanmış çaputlardan anlıyorsunuz.

Alyatlılar dış görünüşte Hıristiyan Ortodoks olmakla beraber Şaman inancına sahipler. Bilhassa Ren geyiği, sığır besiciliği yaparlar oldukça fazla olduğu söyleniyor. Bunun dışında balıkçılık, avcılık ve arıcılık da yapmakta ki çam fıstıklı ballarının tadına doyum olmuyor.

Alyatlılar, 1922-1947 yılları arasında Oyrot dili diye adlandırılan Altayca yazı dili bugün Altay Kiçi (Kiji) diyalektiği esas olarak almışlar. Çok zengin masal, halk şarkıları ve destanları mevcut olup Altaylı yazar N. Ulagaşev (1861-1946) bunları toplamaya çalışmış.

Altay Cumhuriyeti devlet Müzesi muhteşem hazineleri barındırıyor. İlk ziyaret ettiğimiz yer olan müzede eski Altay yaşam tarzı ve doğal yaşamı canlandırımlı. Müzecilik anlamında da oldukça başarılı bulduğum ve geçmiş ile gelecek arasında Türk tarihini en iyi temalamış müze burası diyebilirim. Hani derler ya mutlaka görülmeli diye. Bence her Türk Hunlardani İskitlere, Gök Türklere kadar bir çok iyi derlenmiş koleksiyona sahip, Şaman inancını, Türklerdeki balbal kültürünün en ünik örnekleri bu müzede. Müze görevlisi Anatoli Türkçesi ile bizleri karşılıyor ve mihmandarlık yapıyor. Müzede saatlerin nasıl geçtiğini anlamayacağınıza eminim.

Müzeden sonra Altay sıra dağlarının eteklerinde dolaşmaktan zirvelere tırmanmak istiyoruz. Ve vuruyoruz kendimizi uçsuz bucaksız ormanların kollarına. Bunlar Sibirya çamı denen ve oldukça sağlam bir ağaç türüyle kaplı dağlar. Sibirya çamını Rusya tüm dünyaya ihraç ediyor ve neredeyse dünya kereste ihtiyacının %40’ı bu topraklardan elde ediliyor.

Ormanların içine ağaç masif öylesine şık turistik tesisler yapılmış ki, buraları terk etmek istemeyeceksiniz. Bizim yolumuz Haziran-Temmuz dönemine denk geldiği için sıcaklık ortalaması 29-35 derece arasındaydı. Sıcağı fazlasıyla hissediliyor diyebilirim. Bu dağlarda ne yeşile ne dağlardan çağlayan nehirlere doyuyorsunuz. Dünyanın en iyi kayak pistleri bu coğrafyada. Kayak tesisleri mükemmel. Dağ hotelleri benzersiz inşa edilmiş. Kışın ve yazın bu topraklarda iç turizm hiç bitmiyormuş ki bizler yoğun sıcak altında bile yaylaların dopdolu olduğuna şahit oluyoruz.

Günümüzün büyük bölümü bu ormanlarda geçiyor. Havanın temizliğini ve oksijenin bolluğunun kafanızı döndüreceğini bilmem hatırlatmalı mıyım? Kısacası Gorno Altayk  kenti ve çevresi muhteşemdi. Anıtlarla süslenmiş kentte özelikle ikinci dünya savaşında hayatlarını kaybedenlerin anısına yapılan anıt görülmeye değer. 2 günlük başkent gezimizi bambaşka bir kasabaya Kemerovo Oblastında yaşayan Şor Türklerinin kenti Taştagol’a düşüyor…

 

YARIN: ŞOR TÜRKLERİNİN İZİNDE…

 

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.