Fransa’ya tepkiler sürüyor
Fransa Ulusal Meclisi’nde, oy çokluğuyla kabul edilen ve ‘Fransız yasaları tarafından tanınan soykırımların reddi, bir yıl ve 45 bin Euro para cezasına çarptırılır’ ifadesinin yer aldığı yasa teklifinin kabulünün ardından gözler Türkiye’ye çevrildi. Ülkenin dört bir yanında Fransa’ya tepkiler sürerken, Tekirdağ’da da bir gurup öğrenci ve bazı sivil toplum kuruluşları Fransa’yı protesto etti.
Fransa Ulusal Meclisi’nde, genel kuruldaki oturuma 577 milletvekilinden sadece 70’e yakını katıldı. İki maddeden oluşan ve oy çokluğuyla kabul edilen yasa teklifinin görüşülmesi yaklaşık dört saat sürdü. Kanun teklifinde ‘Fransız yasaları tarafından tanınan soykırımların reddi, bir yıl ve 45 bin Euro para cezasına çarptırılır’ ifadesi yer alıyor. Yasa tasarısının kabul edilmesinin ardından gözler Türkiye’ye çevrildi.
-TEKİRDAĞ’DAN TEPKİLER-
Ülkenin dört bir yanında Fransa’ya tepkiler sürerken, Tekirdağ’da da üniversite öğrencileri ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından Fransa Ulusal Meclisi’ndeki Sözde Ermeni Soykırımı’na ilişkin yasa tasarısı ve soykırımı kabul etmeyenlere cezai uygulama yapılması yönündeki yasa kınandı.
Tekirdağ’dan ilk tepki, Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) öğrencilerinden geldi. NKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri, NKÜ Ziraat Fakültesi Dekanlık Binası girişinde, tepkilerini göstermek adına bir basın açıklaması yaptı.
Ellerinde bayraklar ve Fransa aleyhine yazılmış pankartlarla basın mensuplarının karşısına çıkan öğrenciler adına açıklamayı Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü Hazırlık Sınıfı öğrencisi Mustafa Can Hatip yaptı.
Hatip, hoşgörü timsali olarak bildikleri Fransa’nın uygarlığını keşfetme çabasında olduklarını, ancak tarihe mal olmuş olayların kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi ve araştırılması gerektiğini söyledi.
“BASİT BİR SEÇİM YATIRIMI”
Aksi bir tutumla, tarihsel ve bilimsel anlamda henüz tarafsız biçimde kesin olarak ortaya konamamış 1915 olayları bahane edilerek, Fransız Ulusal Meclisi’ndeki temsilcilerin oylarıyla, bütün bir ulusun tarihinin, düşünce, ifade, bilimsel ve akademik özgürlüklerinin mahkûm edilmesini şiddetle kınadıklarını belirten Hatip, şöyle devam etti; “Sarkozy ve kendisi gibi düşünen Fransız siyasetçilerin; basit bir seçim yatırımı olarak ortaya koydukları, insan haklarına ve doğasına aykırı bir yasayı meclisten geçirmeleri, bugüne dek olumlu imajlarla tanınan Fransa’nın ve halkının alnına temizlenmesi zor bir kara leke sürecektir. Yıllardır, kendi söyledikleri yalana kendileri inanan Ermeni diasporasının bir ulusun temsilcileri olarak muhatap kabul edilerek; her yıl Türk Ulusu aleyhine bir takım kararlar çıkartmak istemelerine alet olan Fransa’nın siyasetçilerini, uzağı göremeyen, vizyon yoksunu bireyler olarak addediyor, kendilerini kınıyoruz.”
“TARTIŞILMAZ GERÇEKLER”
Yasaya tepkiler sürerken Türkiye Kamu - Sen Tekirdağ İl Temsilciliği de bir basın açıklamasıyla olayları kınadığını bildirdi. Ermeni iftiralarının, son yıllarda dünyanın değişik ülkelerinin desteğiyle uluslararası siyasi senaryoların öncelikli malzemesi haline geldiğini belirten Türkiye Kamu - Sen Tekirdağ İl Temsilcisi Muzaffer Doğan, açıklamasında; “Tarihinin hiçbir döneminde başka kavimlere yönelik soykırım uygulamamış; bilakis, defalarca katliamlara maruz kalmış olan necip Türk Milleti; dünya tarihinde hoşgörü ve birlikte yaşama arzusunun timsali olmuş bir millettir.
Tarihin en eski medeniyetlerinden birinin sahibi olan biz Türkler, zamanında bilinen dünyanın üçte ikisine kadar hâkimiyet kurmuş bir kavim olarak, eğer soykırım ve asimilasyonu bir politika olarak kabul etmiş olsaydık; bugün hayatını devam ettiren birçok millet tarih sahnesinden silinmiş olacaktı.
Dünya var olduğundan bugüne kadar sayısız kavim ve kültür, başka unsurlar tarafından asimile edilmiş, katledilmiş, soykırıma tabi tutulmuş ve tarih sahnesinden yok olmuştur.
Ancak, şu tarihi gerçek herkes tarafından bilinmektedir ki ecdadımızın, yüz yıllarca egemen olduğu çok geniş coğrafyada yaşayan hiçbir unsur, ne milli kimliğini ne de kültürünü kaybetmeden varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Türk devleti, bırakın bünyesindeki unsurları asimile etmeyi tam aksine hâkim olduğu bölgelere medeniyetini ve teknolojisini taşımış, o devirler, bu bölgelerde yaşayan milletler için de huzur ve barış dolu zamanlar olmuştur. Tüm bunlar bir hamaset değil, tarihi ve bilimsel tartışılmaz gerçeklerdir.
Eğer aksi bir durum olsaydı bırakın Anadolu’yu bugün Balkanlar’da, Kafkasya’da, Afrika’da ve Ortadoğu’da devlet kurmuş olan birçok etnik unsur, tarihin tozlu sayfalarında duran birer hatıra olmaktan öteye geçemeyecekti. Yaşlı dünyamız şahittir ki, tarihte baskı, şiddet ve soykırımı strateji olarak kullanan emperyalist güçler, egemenlik alanlarına hiçbir şey katmamış, bıraktıkları sömürü, gözyaşı ve acının izleri günümüzde bile hala canlılığını hissettirmektedir.
Oysaki ecdadımız ise hâkim olduğu topraklarda bıraktığı maddi yatırımları ve fikri mirasıyla hala minnetle yâd edilmektedir. Söz konusu topraklardaki Türk hâkimiyeti dönemi, o unsurların tarihindeki barışın, adaletin, gelişmenin ve huzurun yerleşik olduğu belki de tek dönemdir” şeklinde konuştu.
“TBMM DERHAL HAREKETE GEÇMELİ”
Sözde Ermeni soykırımını tanıyan ülkeler nezdinde en sert ve etkili diplomatik tepkinin konulması gerektiğinin altını çizen Doğan, TBMM’ne çağrıda bulunarak; “TBMM derhal harekete geçmeli ve misilleme yapmalıdır. Fransa’nın Cezayir’de yaptığı soykırımı tanıyan bir kararı genel kuruldan geçirmelidir.
Çünkü tarih gösteriyor ki, bugün bizi karalamaya çalışan Fransa’nın mazisi, utanç ve insanlık dışı uygulamalarla doludur. TBMM bu kanlı geçmişi yeniden tarihe mal olması için ifşa etmelidir.
TBMM, Türkiye sınırları içerisinde ermeni soykırımı yapılmıştır iddiasının dile getirilmesini suç kapsamına alacak düzenlemeleri biran önce yapmalıdır. Diğer bazı ülkelerin, hiç yaşanmamış bir iddianın inkârını suç saymalarının karşılığında; bizimde gerçeklere sahip çıkmamız ve gerçeğin inkârını suç kabul etmemiz kadar doğal ve haklı bir durum olamaz” dedi.





Yorum gönder