Bir anı
1996 yılında Kuruçeşme’de bir resmi kokteylde tanışmıştım merhum Sakıp Ağa ile. Biz subayların olduğu yere gelmiş, her birimize iltifatlar etmişti. Nazik, sevecen ve güler yüzlü bir insandı.
Hemen çevresini sarmış, bizler de ona sorular sormaya başlamıştık. Dünyanın gidişatını iyi takip ettiğini söyleyebilirim. Bizlere esprili anlatımlar ve şakalar yapmıştı. Bu anlatımları bazen iktisadî konularda oluyor bazen de sosyal içerikli hatta tasarrufa yönelik oluyordu… Kendisine rahmetler diliyor ve ona sorulan sorulardan bir tanesini nakletmek istiyorum:
Sakıp Sabancı Ağa’ya bir gün demişler ki:
---Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık,  nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını   görüyoruz. TemSA, TeknoSA, LasSA, KordSA, CarrefourSA, BriSA, YünSA, PhilSA, ÇimSA… Burada işin  iş, ya diğer tarafta ne olacak,  orada ne  yapacaksın, nasıl kurtulacaksın?   Sakıp  Ağa gülerek cevap vermiş:
---Öbür  dünyada da bir tarafımızda İSA, diğer tarafımızda MuSA
Konu tasarruftan açılmışken
Osmanlı devleti döneminde bakır ve gümüş madenleri devlete mahsus menafiden olduğu halde ecnebi devletlerin bakırlarımızı alıp harp alâtı yapmakta ve bu sebeple gerek duyulduğu zaman piyasada bakır bulunamamakta ve pahalı fiyatla taşradan satın alınmaktadır.
Bu nedenle Ergani, Gümüşhane ve Kastamonu’daki madenlerle çıkarılan bakırın rayiç fiyatı üzerinden hükümetçe alınması hakkında Diyarbakır Valisi Süleyman Ziya Paşa’ya ve Gümüşhane eminine hüküm yazılmış.
Balkanlar ele geçirildikten sonra İmparatorluk hududunda yetiştirilen/yetişen bitkilerin düşman tarafına geçişinin önlenmesi istenmiş.
Venedik Cumhuriyeti’nin tabiyeti altında olan Hırvat ve sair keferenin İmparatorluk hudutları içinde kalan yaylalarda ot biçtiği, hayvan yaydığı, kereste ve kireç imal ederek Venedik kalelerine naklettiği anlaşılmış.
Bunun yasaklanması için Bosna valisi Osman Paşa’ya emirname yazılmış.
Delvine (Arnavutluk’un güneyinde bir yerleşim yeri) ve havalisinden Venedik keferesine kereste kat ve naklolunmaması hususunda Rumeli Beylerbeyi Ahmet Paşa’ya hüküm gönderilmiş. Edevat-ı harbiyeden olan demir ve kerestenin harice çıkarılması ((yurt dışına) çıkarılması yasaklanmış ise de Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın teçhiz edeceği gemilere gerek duyulan kerestenin cins ve miktarını bildirmesi şartıyla gönderilmesine müsaade edilmiş.
Peygamberler döneminden günümüze
Evet, Hz. İsa ve Hz. Musa Peygamberlerin yaşadığı yerleri kabaca Orta Doğu olarak ele alırsak onların zamanı da pek huzurlu geçmemiş.  Savaşlar dünyasının tanığı olan küremiz, her ne kadar “Soğuk Savaş” dönemini bitirmiş ise de, belirsizlikleri atlatamamıştır. Akdeniz Havzası’nı yalayıp geçen Arap Baharı, Karadeniz’in kuzeyinde tirbülansa ve bunun sonucunda büyük yer değiştirmelere neden olmuş, Orta Doğu’da yeni terör örgütleri doğmuştur.
Tirbülans, Suriye’yi adeta abondone etmiştir. Suriye’de 2012 yılından beri meydana gelen olaylar Türkiye’yi fazlasıyla rahatsız etmeye başlamış ve Türkiye’nin gözlerini güney sınırlarına çevirmesine neden olmuştur. Irak tarafı ise ikili oyunlara, ikiyüzlülüklere ve sonu ölümle biten olaylara her zaman açık kalmıştır.
Bir de hayattan
Aynı olayın başka bir versiyonunu aynı gün ben yaşadım. Kabataş’taki Bezm-i âlem Valide Sultan Camii’nin deniz tarafındaki kameriyesinde oturuyordum. Yanıma yaşlıca, alim selim bir bey geldi. 40 yıl imamlık yapmış, bu sürenin bir bölümünü de x camiinde imam olarak sürdürdükten sonra emekli olmuş…
Hocamız İslamiyeti gerçek anlamıyla yaşıyordu. Kıyafeti, kendisine itibar ettirmeyecek görüntü veriyordu. Bana göre o bir pınardı. İnsanların o pınardan alacakları çok yudumlar vardı. 
Genç ve sakallı birisi selam vererek yanımıza geldi. Tanıştık. Hocamız kendisini sadece ismiyle tanıtmıştı. Gelen genç kişi de x camiinde müezzinlik yapıyormuş. Yaşlı ve köylü kılıklı görünen müezzinin hocaya pek değer vermediğini sezdim.
Konumuz namazda okunan sürelerdi. Müezzin kardeşimiz hocayı imtihan etmeye kalktı. Adamcağızın ise müezzine öğretmek, kırmak veya üste çıkmak gibi bir niyeti yoktu. Müezzin ona her gün bir cüz okumasını önerdi. Söylediği ise surelerin Arap aksanıyla okunmasıydı...
Çok üzülmüştüm. Müezzini de kırmak istememiş olan eski imam sadece, “parayla imanın kimde olduğu bilinmez. Belki Allah katında yaşlı bey hepimizden daha makbuldür” demek zorunda kalmıştı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

mobilbahis

lunabet

youwin

hepsibahis

grandpashabet

tempobet

marsbahis

pokerklas

meritking

kayseri escort