‘’Erdi Şeref Bu DehreMehemmed Kemâl İle’’

                Mehmed (Namık)Kemâl milâdî 21 Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğar. Dedesi Abdüllâtif Paşa Tekirdağ sancak muhassılıdır. Annesi Fatma Zehra Hanım, babası ise Mustafa Âsım Bey’dir. Kemâl dünyaya gelişini Tekirdağlı Şair Ârif Efendi şu dize ile tarihe nakşetmiştir:‘’Erdi şeref bu dehreMehemmed Kemâl ile’’

                Namık Kemâl’in asıl adı MehmedKemâl’dir. Namık adı yani daha doğrusu mahlası ise kendisine daha sonra verilmiştir.

                Kemâl 6 yaşına kadar Tekirdağ’da büyür, ardından dedesinin Afyon’a tâyini üzere dedesi ile birlikte Afyon’a gider. Burada tarihler 1848’i gösterdiğinde, Kemâl daha 8 yaşında bir çocuk iken, bir bayram sabahı annesi Fatma Zehra Hanım’ı kaybeder. Daha sonra dedesi ile birlikte İstanbul’a gider ve Valide Rüştiyesine girer. 12 yaşında da Beyazıd Rüştiyesinde öğrenim görmeye başlar.

                1851 yılında yine dedesinin Lazistan sancağına tayini üzerine Karadeniz’e gider daha sonra yine tâyin üzere 1853’te Kars’a giderler. Kars’ın Kemâl üzerindeki tesiri 1 yıl kalmasına rağmen büyüktür. Orada Kara Veli Ağa’dan binicilik cirit ve av dersleri alır. Bunun dışında müderris Mehmed Hamid Efendi’den aldığı derslerin de etkisi ile şiir denemelerine başlar.

                1854 yılında dedesi görevden alınır ve İstanbul’a geri dönerler, ardından 1855 yılında Sofya’ya tâyini üzere Sofya’ya giderler. Asıl gelişmesi ve edebî faaliyetleri burada başlar, özel hocalardan Arapça ve Farsça dersleri alır. Burada hayatına etki edecek çok önemli bir olay meydana gelir. Şair Eşref Paşa olarak bildiğimiz o zaman binbaşı olan Şair Eşref, Kemâl’in şiir denemelerinin olduğu defteri görmesi üzerine ona ‘’Namık’’mahlasını  verir. Artık Namık Kemâl’dir. 1856 yılında devrin Niş kadısı olan Mustafa Râgıb Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlenir. Sonrasında dedesinin görevden alınması üzerine İstanbul’a dönerler.

                1857 yılında 10 yıl süreyle görev yapacağı Hariciye Nezareti Tercüme Odası’nda göreve başlar. 1858’de büyükannesini, 1859’da ise dedesini kaybeder. 1861’da Encümen-i Şuarâ’ya (Şairler Topluluğu) girer. Bu toplulukta Ziyâ Paşa, Arif Hikmet, Manastırlı Nâilî, LeskofçalıGâlib gibi isimler yer almaktadır.Lâkin bu topluluk LeskofçalıGâlib’in İstanbul dışına çıkması üzerine dağılır.

                Şinâsi’nin Münâcât’ı onu derinden etkiler.  Kemâl’in bundan sonraki üstadı Şinâsi olacaktır. 1862 yılında Şinâsi’nin çıkarmakta olduğu Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazıları yayımlanmaya başlar. Gazetecidir artık. 1865 yılında Şinâsi’nin Paris’e kaçması üzerine gazetenin idaresi Namık Kemâl’e geçer. Dil meselesi, edebî ve sosyal meseleler ile ilgili yazıları ile dikkat çeker ve rütbesi yükseltilir.

                1865 yılında Yeni Osmanlılar adıyla bilinen cemiyete katılır. Yine o dönem çıkarılan Muhbir gazetesinin hükümet tarafından 1 ay kapatılmasına Tasvir-i Efkâr gazetesi tepki gösterir. 1867’de Erzurum vali yardımcılığına tâyin edilir fakat o bunu bir sürgün olarak algılar ve Mayıs 1867’de ZiyâPaşa ile birlikte Paris’e kaçar.

                Bir süre Mustafa Fazıl Paşa’nın himayesinde Ali Suâvive Ziyâ Paşa ile birlikte Muhbir gazetesini çıkarırlar fakat Ali Suâvi ile anlaşmazlığa düşüp ayrılırlar. 28 Haziran 1868’de Ziyâ Paşa ile Londra’da Mustafa Fâzıl Paşa’nın izni ile Hürriyet gazetesini çıkarmaya başlarlar. LâkinKemâl, Ziyâ Paşa’nın Mısır hidivi İsmail Paşa’yı destekleyen bir tavır almasından sonra gazeteden ayrılır. Avrupa’da Kemâl sık sık tiyatroya gider bunun etkisini daha sonra eserlerinde de görürüz.

                19870’te İstanbul’a döner. 13 Haziran 1872’de Ebüzziyâ Tevfik’in çıkardığı İbret gazetesinin başyazarlığına getirilir. Gazete onun idaresinde bir fikir gazetesi halini alır. Fakat Kemâl’in Mısır meselesi üzerine yazdığı bir yazı dolayısıyla gazete 4 ay süre ile kapatılır. Kemâl Gelibolu mutasarrıflığına tâyin edilir ve 26 Eylül 1872’de Gelibolu’ya gider. İbret 30 Eylül’den itibaren yeniden yayımlanmaya başlar. Kemâl bu süreçte yazılarını gazeteye BM imzası ile gönderir.  Yine bu süreçte  Ebüzziyâ Tevfik’in çıkardığı Hadîka gazetesinde NK imzası ile yazılar gönderdi.  Aynı zamanda Gelibolu’da Evrâk-ı Perişan’ın üç kitabını yayımladı ve Vatan Yahut Silistre’yi de burada iken yazmaya başladı. Ocak 1873’te İstanbul’a döndü. Şiddetli yazıları nedeniyle İbret 6 Şubat’ta bir ay süre ile tekrar kapatıldı.

                Edebiyatımızda ilk sergilenen tiyatro oyunu olan Vatan Yahut Silistre 1 Nisan 1873’te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sergilendi. Heyecanlanan halk, oyuna ve Namık Kemâl’e karşı büyük coşku ve sevinç gösterisinde bulundu. Bu gösterilere İbret gazetesi büyük yer ayırdı ve bu sebepten tekrar kapatıldı. Ardından Namık Kemâl Magosa’ya sürgün edildi.

                38 aylık Magosa sürgününde Âkif Bey, Gülnihâl, Zavallı Çocuk, Kara Belâ, CelâleddinHarzremşah, Kanije Muhasarası, Silistre Muhasarası, Tahrîb-i Harabat ve yine ilk edebî romanımız olan İnitbah’ı yazdı.

                1876’da 5.Murad’ın tahta geçmesi üzerine Namık Kemâl affedildi ve İstanbul’a geri döndü. 5.Murad 90 günlük saltanatı sonunda aklî dengesinin yerinde olmadığı gerekçe gösterilerek tahttan indirildi ve yerine 2.Abdülhamid tahta çıktı.

                Namık Kemâl 18 Eylül 1876’da Şurâ-yı Devlet (Danıştay) üyeliğine getirildi. 4 Kasım 1876’da Kanun-i Esâsî’yihazırlanan heyete üye olarak seçildi. Anayasa 23 Aralık 1877’de ilan edildi. Şunu hemen belirtmeliyim ki, bu anayasada Türkçenin resmî dil olarak kabul edilmesinde Namık Kemâl’in rolü büyüktür.

                Kemâl 6 Şubat 1877’de bir jurnal üzerine tutuklandı, beş ay sonra Akdeniz adalarından birinde ikâmet şartı ile serbest bırakıldı.10 Temmuz’da Midilli adasına gitti. 18 Aralık 1879’da affedilerek Midilli mutasarrıflığına getirildi. Kemâl burada CelâleddinHarzemşah adlı eserini yeniden düzenledi ve 2.Abdülhamid’e sundu. Bunun üzerine 28 Eylül 1881’de kendisine bâlâ rütbesi verildi. Cezmi, Celal Mukaddimesi ve Renan Müdafaanâmesi gibi eserlerini burada kaleme aldı.

                15 Ekim 1884’te Rodos mutasarrıflığına atandı. Osmanlı Tarihi isimli eserini burada yazmaya başladı. Kemâl adalardaki Türklerin hayat şartlarının yükseltilmesi için mücadele etti. 1886 yılının kasımında Rodos’ta yaptırdığı üç câmi dolayısıyla padişah tarafından kendisine imtiyaz madalyası verildi.

                1887’de Sakız mutasarrıflığına tâyin edildi. Osmanlı Tarihi’nin ilk cüzünü burada iken yayımladı fakat yine bir jurnalden dolayı eser toplatıldı. Bozulan sağlık şartlarının da tesiriyle 2 Aralık 1888’de Sakız’da vefat etti. Naaşı önce Sakız’da bir câminin haziresine defnedilmiş, daha sonra vasiyeti üzerine Bolayır’a, Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin bahçesine nakledilmiştir.

                Bu vesile ile bir kez daha büyük vatan ve hürriyet şairi, hemşehrimiz Namık Kemâl’i doğumunun 181. , vefatının 133. yılında rahmet ve minnetle anıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

dak dedektiflik

Ankara dedektiflik

kayseri escort

konya escort