Bize kim ve ne olduğumuzu öğretecek bir çalışma gerekiyor. Okumanın ne anlam ifade ettiğini belleğimize sokacak öğretmenlere ihtiyacımız var. Bugünkü bilgilerle ve bugünün eğitim sistemiyle bu olguyu yakalayamayacağız galiba?
Osmanlı tarihçileri Osmanlı ülkesinde ilk açılan İznik medresesinin Orhan Bey zamanında kurulmuş olabileceğini işaret ediyorlar. Tabii bu medresede müspet ilimler bakımından bir özellik aramamak gerekir.
Osmanlı Devleti’nde eğitim sistemi Kanunî’nin son zamanlarına doğru bozulmuştur. Özellikle 18’nciyüzyılda Osmanlı ordusunun savaşlarda kaybetmeye başladığını görüyoruz. Kol kuvvetine dayalı kürekten yelkene, yelkenden kömür ve buharlı sisteme ve buhardan petrole geçiş dönemleri oldukça uzun sürmüştür. Batı bu süreci, teknolojik buluşlarla ve araştırmalarla kısaltmayı başarabilmiştir.
Osmanlı ordusunda eğitim
Orduda her seviyede ve her dönemde eğitime önem verilmiştir. Alınan tedbirler arasında;
Küçük rütbeli subaylardan (mülâzım: teğmen) başlatılan eğitim, binbaşıya kadar tüm
zabitana uygulanmıştır.
Daha da önemlisi subaylara talim (eğitim) günlerinin dışında taburda bulunan
Rumlardan ilim öğrenmeleri zorunlu kılınmıştır.
Yüzbaşılık, Osmanlı ordusunda önemli bir rütbedir. Bu rütbeye uygun kadro görevi
münhal (boş) olduğu takdirde okuma ve yazmaları olmayan mülâzım-ı evvel (üsteğmen ) ve sani (asteğmen) rütbesindeki kişiler bu görevlere vekâleten atanmışlar, okuyup yazmayı öğrenmedikleri sürece de yüzbaşılık rütbesine naspedilmemişlerdir.
Bir alayda mevcut olan 16 imamdan çoğu cahil olduğundan bu miktar beşe indirilmiş,
birisi baş imam tayin edilmiştir.
Topçu birliklerinin denetlenmesi
Osmanlı topçu birlikleri ilk defa III. Selim devrinde Prusyalı Albay von Goetze tarafından denetlenmiştir. Düzenli bir ordu kurmayı amaçlayan II. Mahmut, Navarin Baskını ve Yunan İsyanı sonrasında Prusya ordusundan askerî heyet istemişti. 1836 yılında Helmut von Moltke (1836) ve Kaehler (1882) döneminde yeterli bir askerî yardım alınamamıştır. 
1890’lardan itibaren ticarî malların ülkeye girmesiyle Alman sanayisi Osmanlı devletinde yer edinmeye başlamıştır. 1900’lerden itibaren Prusya askerî sisteminin benimsenmesiyle de Osmanlı ordusunun eğitim, atış ve değerlendirme anlayışı değişmiştir.      
Vezirlere görevden el çektirme
Anapa Muhafızı Mustafa Paşa, Sarı Baba namındaki sihirbaza uyarak şeriata mugayir (aykırı) ve vezarete muhalif (vezirliğe yakışmayan) harekâtından (hareketlerinden) naşi (dolayı) Anapa’dan azledilmiştir (işten el çektirme).
Vezareti ref edilmiş (vezirliği düşürülmüş), emval ve eşyasının zabtedilmiştir (mal ve eşyasına el konulmuş). İş bununla da kalmamış, Paşa İstanköy’e nefyedilmek (sürülmek) üzere Sinop’ta tevkifi (tutuklanması) konusunda yazı çıkarılmıştır.
Sihirbaza gelince; idamı ve arkadaşlarının bulunarak hapsedilmesi hakkında ferman çıkarılmıştır. (g. tt)
Tuskalık ahalisinin Türkçe tedrisat yapmaları için okul inşasının, muallim tayininin ve bu masrafların nasıl karşılanacağının düzenlendiği emirler çıkarılmıştır.
Arnavutluk’taki mekâtib-i ibtidaiyye (ilköğretim okulları)’nın hangi lisanla tedrisat (eğitim-öğretim) yapması gerektiği konusunda hükümet karar almıştır.
Eğitim Yardımcı malzemesi: Dayak ve falaka
Bereketler karyesi (Çamardı köyü) sakini ve müderris (profesör, hoca) Ahmed Efendi’yi falaka ile alenen (herkesin gözü önünde) döven Çamardı Kazası Müdürü Rıfat Efendi’nin muhakeme edilmesi kararlaştırılmış.
Ayinlerine (dinî tören) muhalif harekette bulunan murahhasaların (Ermeni piskoposları) gerektiğinde falaka ve değnek ile tedib edilmeleri (disipline edilmeleri) konusunda ferman ahkâmı (padişah emirleri) varmış… 
Bu bakımdan elinde emir olmadığı halde Kayseriye ve tevabii murahhasalığında bulunan papazın o suretle tedibi için Kayseriye mütesellimi (Tanzimattan önce beylerbeyi ve sancakbeylerinin, bölgelerindeki sancak ve ilçeleri kendi adlarına yönetmekle görevlendirdikleri kimse) ve hâkimine emir ısdarı istidasına dair İstanbul Ermeni Patriği Papaz Stephan imza ve mührü ile verilen arzuhal
Müttehemlere (zan altındakilere) şer’î hadlerinden ziyade (şeriatın belirlediği sınırdan fazla) ve telef-i nefs derecesinde (hayatını kaybedecek derecede) ve falaka ve değnek ve sair suretle dayak atılmaması ve hapishanelerde mahkûmlara eziyet ve işkence edilmemesi hususunda tamim yayımlanmış.
Amasya ve Selanik metropolitlerinden ayine mugayir hareket edenleri falaka ve değnek ile tedip etmeleri için evvelce hükümet tarafından verilmiş olan müsaadenin refi (kaldırılması) hakkında İstanbul Rum Patrikliği’nden istida verilmiş. a.g.tt
Sivas’ta Süvari Binbaşı Abdülkadir Bey’in, ticarethane direktörünü darp ve sahibini tahkir ettiği, polis memurluğunca tanzim olunan evrakın Divan-ı Harb’e verildiği, Divan-ı Harb’in hırsız ve cani olan Binbaşı Sabri Bey’i beraat ettirdiği ve Havza nokta kumandanının ahaliyi falaka ile darp ettiği hükümete bildirilmiş. (Sivas)
Mekteblerde falaka ve değnek kullanılması yasaklandığından, Mahmudiye Mekteb-i Rüşdiyesi’nde hâlâ kullanıldığı haber alınınca falaka ve kırbaçlar toplatılıp aldırılmış.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.