Osmanlı Devleti’nde 17’nci yüzyılda başlayan huzursuzluk ve ayaklanmaların 19’uncu yüzyılda Sened-i İttifak’ın kabul edilmesiyle son bulacağı zannedilmiştir. Siyasi çalkantı ve dış müdahaleler Tanzimat ve Islahat Fermanlarının çıkarılmasını zorunlu kılmış, devletin çökmekte olduğu aleni olarak görülünce Batılı atmacalar (!) topraklarımızın üzerinde uçuşmaya başlamışlardır. Hayal ettikleri en büyük hedef, petrol sahalarını ele geçirmekti!
Petrol alanlarını kaybı
20’nci yüzyılda Kafkas petrol sahasını kaybetmiştik. 1881’de kurulan Düyun-u Umumiye idaresi, vergi gelirlerini kendisi toplamaya başlamıştı. Bu dönem içinde Fransa 1881’de Tunus’u, Birleşik Krallık 1882’de Mısır’ı işgal etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu 1908’de Bosna-Hersek’i topraklarına kattı. Girit halkı ise 1908’de Yunanistan’a katıldığını açıkladı. Bulgaristan 1908’de bağımsızlığını ilan etti. 19’uncu yüzyılda Balkanlarda önemli oranda toprak ve Romanya petrol sahalarını kaybetmiştik.
I.Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında Arapların kaşına gözüne olan sevdalarıyla değil, önceden arkeolojik kazı adı altında yaptıkları petrol sahalarını belirleme çalışmalarıyla hedeflerini belirlemişti muhteris emperyalistler… Savaş, 1918 Mondros Antlaşması ile son bulmuş, Musul petrollerini de kaybetmiştik.
20’nci yüzyıl sancıları
20’nci yüzyılın başında Libya’yı kaybetmekle buradaki petrol sahalarından da uzaklaştırıldık. Nihayet İstiklâl Savaşı başlamıştı. İstiklâl Savaşı’mız devam ederken 1921 yılında Kahire’de düzenledikleri konferansla bugünkü Irak sınırları çizilmişti. Yoksul Türk halkının dünyada eşi benzeri görülmemiş bu savaşı da zaferle sonuçlandırmasını hazmedememişti yine Batılılar. 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nda da sınırlarımızın çizilmesine el atmaktan çekinmemişlerdi.
Lozan Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu, Düyun-u Umumiye tarafından yürütülen yarı sömürge idaresinden kurtulmuştu. Kuruluş, sadece borçların alacaklılara paylaştırılması görevini sürdürmeye devam etti. En büyük borç yükü Türkiye’ye verilmişti.
Bugün de aynı şeyler
Batılıların topraklarımız üzerindeki emelleri bugün de şekil ve renk değiştirerek devam etmektedir.
Düne kadar sahip olduğumuz petrol sahalarına bir daha sahip olmamız mümkün
değildir. Mavi vatan ilan ettiğimiz bölgede deniz alâka ve menfaatlerimiz vardır. Petrol yerine doğalgaz öne geçmiştir. AB, sömürgeci Fransa’nın peşine takılmış, kışkırtma ve oyunlarla Türkiye’yi Akdeniz’den uzaklaştırmak istemektedir.
Düyun-u Umumiye’nin yerini bugünün kredi derecelendirme kuruluşları almış, dolar
ve euro baskısıyla Türkiye’nin ekonomisi boğulmak istenmektedir.
Suriye ve Irak’taki operasyonlarımıza Suriyeli ve Iraklı idarecilerin tepki göstermeleri
istenmektedir. Bu ülkelere silah yardımı yapılmakta ve teröristler desteklenmektedir.
ABD koruması altında yaşayan İsrail, çeşitli Arap ülkeleriyle ittifaklar yaparak
Türkiye’yi yalnızlığa itmektedir.
ABD ne yapmak istiyor?
NATO İttifakı’nın en büyük üyesi ABD, Suriye ve Irak’ta az da olsa kuvvet bulundurmakta olup bu bölgeye daha önce binlerce TIR’lık silah ve mühimmat yığmıştır. Resmi ağızlar, bölgedeki ABD birliklerinin çekileceğini zaman zaman söyleseler de bölgeyi tamamen Rusya’ya kaptırmak endişesiyle bu söylemlerinden vaz geçmektedirler.
Ayrıca Türkiye’nin Rusya ile kara devriyesi yapmasını, S-400’ler konusunda Türkiye’nin kararında israr etmesini, Kırım’daki Rus hâkimiyetine Türkiye’nin karşı çıkmasını, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ihtilâfta Türkiye’nin taraf olmasını istememektedirler. ABD, aynı ittifakın iki üyesinden biri olan Yunanistan ile ortaya çıkan anlaşmazlıklarda da Yunanistan’ın yanında yer almakta ve Yunanistan ile en ihtilâflı olduğumuz dönemde Trakya sınırımıza yakın yerlerde tatbikatlar yapmaktadır.
Mademki, Türkiye, ABD ve Yunanistan aynı NATO ittifakının içindedirler, hep birlikte veya ikişerli gruplar halinde tatbikat yapabilirler. Ancak Türkiye ile Yunanistan’ın en ihtilâflı döneminde ABD ile Yunanistan’ın tatbikat yapması manidardır.
Türkiye’nin adımlarını kararlı ancak belli ölçüler içinde atması, diplomasiyi sonuna kadar kullanması, Avrupalı parlamenterleri ikna etmek için çaba sarf etmesi, üniversiteler vasıtasıyla devamlı bilgilendirme yapması onun kesinlikle yalnızlığını giderecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.