banner58

 “Yine biz cezalandırılacağız. Cezaya alışığız biz. Anımsayabileceğimiz ilk ceza yüzlerce yıl önceydi. Hunların yüce Hakanı Atillâ’nın büyük akınının başladığı ve bizi koca ordusunun yük taşıyıcı köleleri haline getirmek için Orta Asya’daki yurdumuzdan kovduğu zaman…
Atillâ’nın öyküsünü bilirsiniz; ama bizimkini bilmezsiniz. Beyler sizlere anlatmamışlardır. Neyse, Atillâ’nın köleleriydik biz… Orta Asya’daki yurtlarımızı kaybettik. Tanrılarımızı kaybettik. Dilimiz Macarca’dan başka her şeyimizi kaybettik…”
Kitabın yazarından…
Macar yazarı G. Paloczy Horvath’ın elinizdeki kitabı bu satırlarla başlıyor. Ve Macar toprak emekçisi açısından 1500 yılın tarihini, Macaristan köylü hareketleri tarihini anlatıyor. Beylerin zulüm düzenine karşı yüzyıllar boyunca birçok kez başkaldıran ama her başkaldırısı yabancı orduların kanadı altında bastırılarak hunharca katledilen ve işkencelere uğrayan kahraman bir halkın öyküsü…
Yazarın, Horti Faşizmi’nin karanlığında yüzyılların biriktirdiği kaygılarla konuşan acılı bir dili var. Ama diri ve Macar emekçisinin 1500 yılını harmanlayan doludizgin bir anlatım…
Alıntılar
… Çünkü kadınlarımızı beylerin kâhyaların, kâhya yardımcılarının hatta ırgatbaşlarının ‘kullandıkları’ bir gerçektir. Biz onların malı değil miyiz? Bizim kızlarımızı ‘kullanmak’ istedikleri zaman kısaca “Julcsa sen” ya da “Terka sen bu akşam gel” demeleri her zaman olağan bir şeydir. Ve kızlarımız giderler. Bazı genç kâhya yardımcıları bu konuda daha incedirler. “Julcsa bu akşam gel de çoraplarımı yamayıver” derler. (s: 18-19)
… Yasa, yoksul Yahudilerle bazı atlar için çok sertti. Anlaşıldığına göre bazı atlar arasında da Yahudiler varmış. Bir atın sahibinin eğer ikiden fazla Yahudi büyükanası ya da büyükbabası varsa o at da Yahudidir. Ve yeni yasalardan birine göre Yahudi bir atın doğurması yasaktır. Macaristan’da atların doğurması devletin denetimi altındadır. Bu olgu bazı atları gadre uğratıyordu. (s: 23)
… Evlerin yıkıntısı arabalara konuldu ve götürüldü. Daha sonra da traktörle gelip köylerimizi sürerek tarla haline getirdiler. Kont’un 1926’da yıktırdığı Doc denilen köyümüzde kiliseyi bile sağlam bırakmadılar. Son köy yıkma işi 1937’de oldu. Bu olaylar geçen yüzyılda 1880 başlarında başlamıştı. Köylerimizden yüz kadarı da aynı biçimde yıkıldı. Evsiz barksız kalmıştık. Sonradan bu yıkılanların yerine yeni köyler kurduk. (s: 33)
Kral Bela Saksonlardan çok çok para toplamakla uğraşırken ve beylerle papazlar günden güne daha çok zenginleşirken ünlü Tatar akını başladı. Cengiz Han’ın oğlu Batu Han’ın orduları ülkeye saldırdı. Yabancı askerler Tatarlara karşı savaşmaktansa bize karşı savaşmayı yeğ tuttular. Zaten Tatarlar çok kalabalık ve güçlüydüler. Batu Han 1241’de ülkeyi ele geçirdi. Kral ve beylerimizin birçoğu düşmandan yana oldular. Yüzbinlercemiz kılıçtan geçirildi. (s: 39)
Çocuklarımızın doğumunda beylerimize hediyeler vermemiz gerekiyordu. Evlenmelerde de önemli bayramlarda da öyle oldu… Beylere hediyeler vermek görenek haline geldi. Ve kadınlarımız da onlara ait oldu. Bir kızla evlenmeye kalksak kızın ilk gecesi beylerindi. Birçok beyler yaşını başını almış kişilerdi… (s: 40)
Hristiyanlık bizim için hurafeden fazla bir şeydi. Yavaş yavaş eski inançlarımızı yitirdik yitirmesine ama evlerimizde pek de öyle beylerimizin dininden değildik. Papazları sevmiyorduk. Açgözlüydüler onlar. Birçokları da obur ve düzenbazdı. Yazgımız daha beter olmuştu. Beylerimiz gün geçtikçe bize daha çok eziyet ediyorlardı.
O zamana kadar trampayla geçinirdik. Krala, kiliseye ve beylere her şeyi –buğday, arpa, mısır, yulaf, süt, ekmek, ne varsa hepsini- doğrudan doğruya mal olarak verirdik. Artık parayla alıp satmayı öğrenmek zorundaydık. Alırken de satarken de zararlı çıkıyorduk. Tacirler ve beyler nasıl alınıp satılacağını biliyorlardı. (s: 42)
Kitap bu anlatımlarla devam edip gidiyor. Osmanlı dönemi ve yönetimine ait de anlatım ve değerlendirmeler sunuluyor. İlginçliği de buradan geliyor. Tavsiye edilecek bir yapıt…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.