Arthur Rimbaud, Sembolizm’in en büyük temsilcilerinden, aykırı şairdir. Cehennemde Bir Mevsim, Rimbaud’un ilk şiir kitabıdır. Arthur Rimbaud. 1854’de Charleville’de (Fransa) doğmuş, öğrenimini aynı şehirde yapmıştır.
Bir başka büyük şair Paul Verlaine ile 1871’de tanışması üzerine birlikte İngiltere’ye, sonra da Belçika’ye gitmişlerdir. Yine bu yılda Paul Demany’ye meşhur “Lettre du Voyant”ı (Kâhin’in Mektubu) yazmıştır. Bu mektupta “Gerçek şair ateşi çalmasını bilendir” der, Verlaine ve Baudelaire dışındaki bütün şairlerin üstünü çizer.
Verlaine, eşiyle arasının açılması üzerine Rimbaud ile eşcinsel ilişkiler yaşamaya başlar. Fransa’da dışlanan ikili Almanya ve Belçika seyahatlerine başlar. Verlaine, Rimbaud’u Brüksel’de bir tabanca kurşunu ile yaralar. Ardından, eşcinsel ilişkileri yüzünden başları belaya girer. Verlaine kürek mahkûmu olarak hapse atılır, Rimbaud ise serbesttir. 1875’te son kez görüşmelerinden sonra bir daha asla görüşmezler. Bu tarihten sonra da şiir yazmayı bırakır.
Rimbaud’un mezarı
1878’de Marsilya’dan İskenderiye’ye geçer ve bir süre Kıbrıs Larnaka’da Rum, Türk ve Araplara çevirmenlik yapar. Buradaki şirketin kapanmasıyla Afrika’ya geçer, Habeşistan’da kahve, fildişi, deri, ıtır ve zamk üretimi yapan Vianney Bardey firmasında işe başvurur. Kalçasında oluşan bir şişlik ve yarayla hastaneye yatar, bu yüzden bir bacağı kesilir.
Bu sırada asker kaçağı olarak arandığı için hasta haliyle zor günler yaşar. Sadece “Jean Rimbaud” ismini kullanır ve kayıtlarda ismi bu şekilde geçer. Aşırı morfin tüketimi ve kanserin yayılması ölümünü hızlandırır. 10 Kasım 1891’de henüz 37 yaşındayken Marsilya’da ölür. Marsilya Conception Hastanesinin avlusunda şöyle bir levha vardır:
“Aden’den gelen şair JEAN ARTHUR RIMBAUD yeryüzü serüveninin son bölümünü 10 Kasım 1891’de burada tamamladı.”
CEHENNEMDE BİR MEVSİM
Anımsayabildiğim kadarıyla eskiden bir şölendi yaşantım, açtığı tüm çiçeklerin, tüm şarapların aktığı.
Bir akşam güzelliği dizlerime oturttum. Ve acı buldum onu. Sövdüm
Silahlandım tüzeye karşı
Kaçtım. Ey büyücü kadınlar, ey mutsuzluk, ey kin, size emanet edildi hazinem. Her insancıl umudu usumdan silip atmayı başardım, boğazlamak için onu yırtıcı bir hayvan sessizliğiyle her kıvanca saldırdım.
Cellâtları çağırdım ölürken töfe Herinin dipçiğini düşlemek için. Afetleri çağırdım kumla, kanla boğulmak için. Tek tanrımdı mutsuzluk. Çamurlara uzandım. Suç güneşinde kurulandım. Deliliğe yaman bir oyun oynadım.
Budalanın o korkunç gülüşünü taşıdı bana ilk yaz.
Ve son falsoma da yapmak üzereyken iştahımı yeniden kabartabilecek olan eski şölenin anahtarını aramayı düşündüm.
İyiliktir bu anahtar. Belli ki düş görmüştüm, bu düşünce onu gösteriyor.
Alnımı o canım haşhaş çiçekleriyle defneleyen iblisim haykırıyor: “Sen hep sırtlan kalacaksın.” Tüm iştahlarınla, bencilliğinle ve büyük günahlarınla ölümü hak etmeye bak.”
Ah! Ölümden fazlasıyla aldım payımı. Ama sevgili şeytan, senden tek dileğim, daha az öfkeli bir göz ve bu arada birkaç da gecikmiş küçük alçaklık. Yazarın öğretim ve eğitim yetilerinden yoksun olmasını bilirim pek seversin, işte kopamıyorum senin için şu an birkaç iğrenç sayfayı lânetli defterimden.
Özlem
Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgâr.
Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen düş
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi- mutlu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.