13 Aralık 2018 Perşembe

DUAYEN GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ

Çağı görebilmek

13 Mart 2018, 18:19
Bu makale 216 kez okundu
Çağı görebilmek
Bülent KÜÇÜK

 2014 yılında Tekirdağ büyükşehir olduğunda ben şunu bekliyordum... Daha önceden büyükşehir tecrübesi olan illerimizle işbirliği yapılacak bir çok eksiklik hızlı bir şekilde tamamlanacak...

Ama maalesef benim düşündüğüm gibi olmadı. Her alanda dört yıl büyükşehir sürecine geçmemiz çok sancılı oldu. En başta yetki kargaşası oldu. Beldelerden kaldırılan belediyelere iyi kötü hizmet götürüyorlardı. Büyükşehir olunca beldelere hizmet gitmez oldu. Neler olmadı ki? Zamanın yöneticileri çağını göremediler. Geleceği iyi okuyamadılar...

Aidiyet

Tekirdağ'ımızın dağ gibi sorunları var. Çağını görebilmek kadar bu sorunları da görmek ve algılamak çok önemli. Sorunlara ilgisiz siyaset ve bürokrasi, sorunları tam ifade edemeyen muhalefet, gazeteler, STK'lar bu şehre ait olduğunu hissetmeyen, hissedemeyen aidiyet duygusunu kaybetmiş "sosyete"...

Her şeyden önce Tekirdağ'a ait olduğunu hissedecek bir aidiyet duygusu gelişmiş bir cemiyet hayatı gerekli... Çerkezköy'de, Kapaklı'da çok büyük bir sanayi var. Fabrikalar var ve bütün bu Türkiye'nin bel kemiği sanayi İstanbul'dan yönetiliyor. Ve yerel değerler hiçe sayılıyor.

Yaşadığımız kentle güçlü bir aidiyet ilişkisi kuramıyorsak ortada anormal bir durum var demektir ki, bugün Tekirdağ’da olan da budur. Yıllardır Tekirdağ'daki tarımındaki sorunları, sanayide yaşanan olumsuzlukları, esnafın halini konuşup kahırlanıyoruz. Kentteki betonlaşmadan, yeşil alanların giderek azalmasından, trafikten dert yanıyoruz. Sorunları da, çözümlerini de biliyor ve dillendiriyoruz ama sonuç alamıyoruz…

Tekirdağ malum, ülkemizin en yoğun ve en hızlı göç alan kenti. Türkiye’nin hemen her yöresinden insanlar yaşam alanı olarak burayı tercih ediyor. Gelen herkes kendi kültürünü de buraya taşıyor. Bunda bir sıkıntı yok ancak izole bir yaşamı tercih ettiği için kültürel paylaşım gerçekleşmiyor. Dolayısıyla ortak bir kent kültürü oluşturulamıyor. Kentlilik bilincinin gelişememesi de yine bu aidiyet eksikliğinden kaynaklanıyor…

Doyduğumuz Kent

Oysa, esas olan doğduğun değil doyduğun kenttir… Başka yerlerde doğmuş olmamız, bu kentte doyduğumuz, bu kentte yaşadığımız gerçeğini unutturmamalı…

Biz farklı yerlerden gelmiş olsak da, bu kentin havasını teneffüs ediyor, bu kentin suyunu içiyoruz. Çocuklarımızı burada büyütüyor, geleceğimize burada yön veriyoruz.

Burası artık hepimizin ortak yaşam alanı. Öyleyse bu bilinçle hareket etmeliyiz. Yürekten, inanarak “Bu kent benim” diyebilmeli ve bunun gereğini de yerine getirmeliyiz. Bunu yapamıyorsak eğer, sorunlardan dert yanmaya, olumsuzlukları eleştirmeye de hakkımız yok…

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV