Geçen gün Romanya Deniz Kuvvetlerine ait bir eğitim ve okul gemisiyle ilgili bir haberimiz çıkmıştı gazetemizde. Resmiyetin boyutlarını aşmasın diye özel konuları yazmamıştım. Bu yazımda da onlara değinmek istedim:
Gemiye çıkış
Gemiye adımımı attığım anda beni bir kız subay adayı karşılamıştı. Adı Antonie... Türkçe bilmiyor, İngilizce konuşuyordu. Almanca bilip bilmediğini sordum, bilmediğini söyledi. Tarzanca anlaşmak ise hiç işime gelmiyordu. Yanımızdan gelip geçenlere sordum, Türkçe bilen yoktu. Geminin ilginç olabilecek yerlerinde Antonie’den resim çekmesini istedim. 
Resimlerimi çektiği gibi bana pozlar da verdirdi...  Geminin kıç tarafına geçtik. Burada iki orta yaşta hanım ve iki bey oturuyorlardı. Onlara Türkçe bilip bilmediklerini sordum. Her iki aile de 18 yıldan beri Türkiye’de ikâmet ettiklerini ve Romen aileler olduklarını söylediler. Gayet güzel Türkçe konuşuyorlardı. Yaşasın, dedim kendi kendime... Benim için bundan daha büyük şans olamazdı.
Öncelikle resimlerimi çekip bana eşlik ettiği için Antonie’ye teşekkürlerimin tercüme edilmesini rica ettim. Çeviri yapıldıktan sonra yüzler daha çok gülmeye ve herkes daha çok konuya girmeye başladı. Emekli subay olduğumu söyleyince de odak noktası gemiden ziyade ben oldum. Diğer öğrenciler de toplandılar yanımızda...
Ailelerden bir hanım
“Geçmişte sizinle çok savaştık” diyerek konuya girdi, bu ailelerden bir hanım. “Herkes birbirini sömürdü, malını eşyasını gasp etti, toprağını aldı.” diyordu. “Neden böyle oldu?”  diye de bana sordu.
Ben de geçmişte her devletin her milletin çıkarcı davrandığını, genişleme ve toprak ihtiraslarına kapıldıklarını ve yeni kaynaklar elde etmek istediklerini anlatmaya çalıştım. Milletlerarasında dün savaşlar olmuştur, ama aynı milletler bugün NATO gibi aynı ittifakın içindedirler. Sizinle bizim olduğumuz gibi dedim.
“Neden bizim topraklarımıza girdiniz?” dedi, bir kez daha…
Batı Avrupa’ya, Karadeniz’e ve Balkanlara açılımı olan transit yollar nedeniyle eski zamanlardan itibaren çeşitli topluluklar Romanya topraklarına yerleşmiştir. M.S. 101-107 yılları arasında Roma İmparatorluğu’na bağlanan Romanya toprakları daha sonra Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Slavlar ve Macar Krallığı’nın egemenliği altına girmiştir.
1400-1878 yılları arasında Osmanlı Devleti Romanya’ya hâkim olduğuna göre Romanya 1300 yıl başka egemenlikler altında yaşamış, sadece 4,5 asır Osmanlı’ya tabi olmuştur. Romanya 1878 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Dolayısıyla buradan Anadolu’ya göçler başlamış, Türkçe eğitimi açısından gerileme dönemi yaşanmıştır.
Dünya Savaşları
I.Dünya Savaşı yıllarında Romanya, Avusturya-Macaristan’ın elinde bulunan ve ahalisini Romenlerin teşkil ettiği Transilvanya, Banat ve Bukovina ile Rusya’nın elinde bulunan Besarabya’yı sınırlarına katmak istiyordu.
Besarabya’nın Rus egemenliği altına girmesi Romanya cephesinde olumsuz karşılanırken, Rusya bu durumu telâfi etmek için Kuzey Dobruca’yı Romanya’ya bıraktı. Ancak Bulgaristan da bu topraklarda hâkimiyet kurmak istiyordu. Rus baskısı sonucu Romanya, Güney Dobruca’daki topraklarının bir kısmını da Bulgaristan’a vermek zorunda kaldı.
II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle yani 1945 yılında Romanya’ya komünizm hâkim olmuş, 1989 yılında SSCB hegemonyası yıkılınca, Romanya her alanda açılımlar yapmıştır. Romanya’da, 1990 yılında üniversitelerde Türkçe eğitimine başlanmış, günümüze kadar da aralıklarla devam etmiştir.
Konu değişikliği
Bu açıklama biraz rahatlık yaratmış olacak ki, başka milletler üzerine özellikle Sırplar ve Macarlar üzerine konuşma başladı. Hanımefendi ve yanındaki diğer hanım bu kez Rusları kötülemeye başladılar. Ben de burada araya girdim ve en çok çektiğiniz Rus yönetimini neden en önce söylemediniz diye sordum. “Onlar bizim kaynaklarımızı tükettiler” dedi.
Konuşmanın akışını siyasetten ve tarihten uzak tutmak amacıyla 29 Kasım 1963 tarihinde bir Türk gemisinin Romanya sahillerinde karaya oturmasını ve Romen makamları tarafından kurtarılmasını dile getirmiştim.
Arnavutluk’tan hareket ettikten sonra İstanbul üzerinden Romanya’ya doğru yola çıkan M/V Abdullah isimli Türk gemisi, Romanya açıklarında “Ülker Fırtınası”na yakalanır. Tarih 29 Kasım 1963’tür.
Vadu sahili yakınlarında kıyıya sürüklenen 22 kişilik gemi mürettebatı çaresizliklerle boğuşmaya; kuvvetli fırtına, dev dalgalar ve değişken rüzgâr akımlarına direnmeye başlar… Gemi kaptanı ve mürettebatın yaşadığı kıvranışı anlatan bir filmdir  “S.O.S. pe Marea Neagra” Türkçe adıyla “Karadeniz’de Yardım Çağrısı”… Helikopter yardımıyla 22 kişilik mürettebat yara almadan kurtarılmıştır.
Bu olayın 2014 yılında filmi yapılmıştır. Orijinal adı “S.O.S pe Marea Neagra” olan film, “Karadeniz’de Yardım Çağrısı” şeklinde çevrilerek 6 Nisan 2017 günü Romanya Kültür Merkezinde izlenmeye sunulmuştur.   
Harp Okulu öğrencileri için söylemek istediklerimin tercümesini rica ettim. Bütün dünya ordularında disiplin vardır. Romanya Deniz Kuvvetlerinin eğitim gemisinde de bu disiplini fazlasıyla gördüğümü söyleyebilirim.
Harp Okulu öğrencileri, anlattıklarımın tercümesini ilgiyle dinliyorlardı. Bu arada yavaş yavaş çıkışa doğru gidiyorduk. Gemiden inme zamanı gelince öğrenciler başarılar dileyerek ayrıldım.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.