Bir öğle yemeği
… Öğle vaktiydi… Fatih, hocası Molla Gürani’yi yemeğe davet etmişti. Muhteşem bir sofra kurulmasını emretti. Çok değer verdiği hocasını ağırlayacaktı. Bu yüzden yemek takımının altın kaplardan olmasını istiyordu.
 Nihayet sofraya oturdular. Som altından yapılmış tabaklar, kaşıklar, bıçaklar pırıl pırıl parlıyor, ihtişam göz kamaştırıyordu.
Buna rağmen Molla Gürani rahat değildi. Fatih hocasının yüzündeki hüzünden bunu anlamıştı. Molla Gürani’nin yüzü asılmış, kaşları çatılmıştı. Acaba hocanın canını sıkan neydi? Fatih öğrenmek istiyordu.
“Hocam” dedi, “bilmeden size karşı bir suç mu işledik? Bu hüznünüz nedir?” Molla Gürani kaşlarını daha beter çattı ve çıkışırcasına,
“Sen bizi hâlâ tanıyamadın mı, bizim haram lokma yemediğimizi bilmez misin?” Fatih iyice şaşırmıştı.
“Hocam” dedi, “emin olun ki, soframızda haram lokma yoktur.”
“Peki, bu som altından yapılmış tabaklar, kaşıklar, bıçaklar nedir? Ne lüzumu vardı, bütün bunların? Dinimiz gösteriş ve israfı men etmiştir. Yoksa bu yasaklar padişahlar için geçerli değil midir? Bütün İslam büyükleri bu emre uydular. Halife Hz. Ömer’in en iyi yemeği zeytin ekmekten ibaretti. Halkı da zeytin ekmek yerdi. Bunu unutma ve hayatını halkın hayatına göre düzenle!”
Hocasının ikazını hürmetle karşılayan genç padişah, o günden sonra bütün hayatında sadeliğe önem vermiştir.
Karantina
Karantina kelimesi sözlükte, “yolcuların gözetim altında tutulma süresi” demek olan ve İtalyanca kırk anlamına gelen “quarantena”dan gelir. Osmanlı Devleti’nde bu kelimenin yerine daha çok “usûl-i tehaffuz”, karantina yeri olan “lazaret” ve “lazaretto”ya karşılık da “tahaffuzhane” kelimesi kullanılmıştır.
Osmanlı elçileri sefaretnamelerde bu kurumdan söz ederken daha çok Avrupaî tabirleri kullanmışlardır. 14’üncü yüzyılda deniz ticaretinin gelişmesi ve Doğu Akdeniz’den dönen gemilerin veba taşıdığının anlaşılması Venedik’te karantina önlemlerinin alınmasına neden olmuştur.
Gemiler, mürettebat ve yüklerde taşınan enfeksiyonun ortaya çıkarılarak tamamen yok edilmesi amacıyla önceleri otuz, daha sonraları kırk gün kadar tecrit ediliyordu. 1423’te Venedik’te kente yakın bir adada ilk karantina “lazaretto” istasyonu kurulmuştur.
Venedik’te uygulanan bu sistem diğer Avrupa ülkeleri için model olmuştur. Modern anlamda karantina uygulamasının yaygınlaşmasında ve karantina teşkilâtının kurulmasında büyük salgınlar etkili olmuştur. (Gülden Sarıyıldız, Karantina, DİA, XXIV, 463)
Para atma
Osmanlı padişahları içinde havuzdaki balıklara para attığı söylenen Sultan I. Mustafa’nın yanı sıra havuza şehzadesini atan Deli İbrahim de vardır. Tahta çıktığında Safranbolulu Cinci Hoca’nın telkinleriyle kısırlık tedavisi görmüş, Valide Kösem Sultan’ın sunduğu cariyelerle bir arada olmaya başlamıştır. Sarayını samur kürklerle kaplatacağını söylemiştir.
Kızlarağası Sünbül Ağa’nın himayesi altına aldığı Zafire adlı bir kadını kucağında çocuğu ile bağrına basmış, kıskançlık kavgası sırasında sinirlenip şehzadesini havuza fırlatmıştır.
Avrupa’ya giden sefirlerden
Ebubekir Ratip Efendi, Avrupalıların Osmanlı Sefaret heyetlerine ilgisine çok vurgu yapan ve renkli bir dille anlatan sefirlerden biridir. Bu konudaki ilk tespitleri Macaristan sınırları içindeki Erdel şehri halkının ilgisiyle alakalıdır. Erdel halkı hem Osmanlı’ya hem de İslam’a duyduğu yakınlık ve sevgiden dolayı şehre gece girilmiş olmasına rağmen sefaret heyetini ellerinde mumlarla ve kendi adetlerine uygun bir tarzda tezahürat ve şenliklerle karşılamıştır.
Şehrin tüm ev ve dükkânlarının aydınlatılmış olması sebebiyle Râtip Efendi, mum donanması benzetmesini yapmaktadır.
Ratip Efendi, Prestburg şehrinde kaldığı konağın önündeki geniş meydanın kendilerini görmek isteyen binlerce meraklı tarafından doldurulduğunu anlatır. Bu ilgi çok hoşuna gitmiştir. Hatta zaman zaman meydandaki kalabalığa bozuk para atarak meydandakilerin coşku dolu tezahüratlarını ve para kapmak için koşuşturmalarını keyifle izlemiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.