Mithat Cemal Kuntay der ki:    
“Âkif, muaşeret kaidelerine aldırmayarak başı açık otururdu. Sonradan öğrendim ki, festen rahatsız oluyordu. Nitekim 1936’da başına şapkayı geçirerek yurda dönmekte tereddüt etmedi. Zira Âkif, serbest düşünceli bir insandı. Her şeye rağmen, Ankara’ya kırgın olmadığını vefat ederken, “Gazi Hazretleri olmasa, zafer kazanılamazdı.” sözüyle göstermiştir.”    
Mehmet Âkif, Mısır’dan Türkiye’ye döndüğünde Atatürk hakkında aynen şunları söylemiştir:
“Mısır’da on bir yıl kaldım. Fakat on bir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane (gerçek) bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye’de milliyetçilik de Türkiye’de Müslümanlık da Türkiye’de hürriyetçilik de Türkiye’de.  Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemâl’e versin.”
Gidişinin asıl sebebi nedir, ne değildir, bu bizim değil tarihçilerin işi. Bu mesele üzerinden iki büyük isimden birini bile lekelemenin manası yok.  
Bizim millet olarak vazifemiz, büyük tarihî şahsiyetlerimizi yanlışlarından dolayı karalamak olmamalı, aksine o yanlışlardan ders çıkarıp bir daha tekrarlanmasına müsaade etmemeliyiz. Ve o büyük kahramanları daima başımız dik, onlara yaraşır şekilde anmalı ve onlara sahip çıkmalıyız. 
Âkif 1936 Haziranında Mısır’dan döndüğünde hastadır, 27 Aralık 1936 Pazar gecesi saat 17.45’te Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda vefat eder.
Dr.Fethi Tevetoğlu, Âkif’in vefatı için şöyle der: 
‘’Artık taşıyamayacağı bir yük saydığı fâni hayata gözlerini ebedî olarak yummuş ve kendisini bekleyen şehitler âlemine, yüce Tanrı katına yola düzülmüştür. ‘’
Bedenen aramızdan ayrılır; zira maneviyatı 86 yıl sonra dahi bu milletin evlatlarında gelecek nesillere aktarılmak üzere sapasağlam korunmaktadır.
Âkif’in cenazesi her ne kadar devlet töreni yapılmasa da on binlerin elleri üzerinde defnedilmiştir. Millet, Âkif’ine sahip çıkmıştır. 
Defni sırasında al bayrak ile sarılarak kabre konmuş ve İstiklâl Marşı okunmuştur. Yakın arkadaşı Mithat Cemal Kuntay şu can alıcı tespiti yapar: 
‘’Fetihten beri şehrin toprağına kendi eseriyle gömülen ilk ölü!’’ 
Biz, Türk gençliği ve Türk milleti olarak; İstiklâl Marşımızın kabulünün 101.yılında başta Gazi Mustafa Kemâl Atatürk, silah arkadaşları ve Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere bu topraklar uğruna can vermiş bütün şehitlerimizi, gazilerimizi ve kahramanlarımızı rahmet, minnet ve sonsuz dua ile anıyoruz. 
‘’ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLÂL MARŞI YAZDIRMASIN!’’
Yazımı bu tarihî ve önemli günde rahmet, minnet ve şükranla andığımız, bir ‘’âbide adam’’ olan Mehmet Âkif’in çok anlamlı bulduğum, her biri kulağımıza küpe olacak iki farklı dörtlüğü ile bitirmek istiyorum:
İhtiyar amcanı, dinler misin, oğlum, Nevruz?
Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek.
Lâfı bol, karnı geniş soyları taklîd etme;
Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek.
***
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
“Târîh”i “tekerrür” diye ta’rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.