27 Haziran 2019 Perşembe

Belediyeden öğrencilere destek

BENİM ÜLKEM NEREYE GİDİYOR? -1

11 Haziran 2019, 14:15
Bu makale 291 kez okundu
BENİM ÜLKEM  NEREYE GİDİYOR? -1
Poyraz Ülger

 Benim ülkem, üç tarafı denizlerle çevrili bir Akdeniz ülkesi olarak tanımlanır. Bir bölümü Asya kıtasında, bir bölümü de Avrupa kıtasındadır. Bir “ kısrak başı” gibi uzanarak hem Avrupalı ve hem de Asyalı olmak; iki büyük kıtanın özelliklerini taşımak ülkeme zenginlik katıyor.

Dünyada bir benzeri bulunmayan lider Mustafa Kemal Atatürk, Birinci Dünya savaşı sonunda, Osmanlı İmparatorluğu edimli olarak ortadan kalkınca, ülkemi paylaşan ve istila eden, emperyalist devletlere karşı Kurtuluş Savaşı başarısı sonunda; Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu kalıntılarından yeni bir Türk Devleti yarattı. Bu devletin bünyesinde bir sürü devrimler yaptı. Ülkedeki ayrışmaları tek Bayrak, tek İstiklal Marşı ve tek Ulus algısıyla birlikte tutmak amacıyla yeni anayasa, yeni sosyal bir sürü kanunlar çıkardı.
Yüzde beşi bile okuryazar olmayan ülkemin halkı için okur-yazar seferberliği başlattı. Çünkü Mustafa Kemal ünlü Alman toplum bilimci, filozof ve dilbilimci Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin kitaplarını okumuştu ve eğitimle ilgili şu sözünü biliyordu : “ Toplulukları cehaletten modern bir eğitim kurtarır. Eğitim seviyesi düşük milletler cehalet tuzağına düşer. Cahil milletlerde demokrasinin olmasının hiçbir faydası yoktur. Çünkü cahil halklar genellikle kendilerini para, iş, vatan ve din gibi unsurlarla kandıranlara oy verirler.”
Bu dönemde, bir toplu iğne bile yapamayan ülkem sanayi ile tanıştı. O yıllarda bir tarım ülkesi olan Türkiye’de daha çok tarımsal üretime dayalı sanayiler kuruldu. Şeker fabrikaları, tekstil fabrikaları, kâğıt sanayi, tütün işleme fabrikaları, un fabrikaları, modern tarım çiftlikleri ve haralar, yurdun her tarafına demir yolları, bankacılık, eğitim seferberliği vb. Teknolojik ve sanayiye yönelik atılımlar hep bu dönemde başladı.
Cumhuriyet ve Demokrasi güzel kavramlardı. 1938’den sonraları bu kavramlar ve siyasi gelişmişlik birkaç liderin sloganlarına hapsedildi. Kısır döngüler başladı. Halkın beklediği farklı şeydi, siyasilerin beklediği farklı şeydi. Halk daha huzurlu ve bir demokratik ülke olmayı beklerken, siyasiler kendi çıkarları yönünde hep dini siyasete alet etmenin yolunu seçerek, uzun yıllar “kominizim” korkusuyla toplumun uyanmasını istemedi. Toplumun uyanmasında etkin olacak eğitim sistemini çağa yöneltilmedi ve ülkem hep karanlığa sürüklendi.
Bendeniz lise ikinci sınıftayken, 1960 darbesi ülkem için bir dönüm noktası oldu. Militarist gücün ülkemde etkinliği belirgin bir şekilde kendini gösterdi ve darbe sonucunda, ülkemde, Kemalizm düşmanlığı giderek artarken, muhafazakârlık etkinlik kazandı.
1960-1970 arası ülkemde henüz sosyal demokrasi kavramı bilinmiyordu. Popülist siyasiler ülkemi idare etmekten ziyade birbirleriyle uyuşamazlık yarışına girdiler. Sanayi ve teknolojik gelişme yerine, İtalya’dan ve Fransa’dan seçilen otomobil montaj sanayisi, Amerika’dan seçilen, ancak üretimi durdurulmuş, Mineapolismolina Traktör montaj sanayi yutturmacısıyla, “İlk Türk Traktörü” diye toplumu kandırma, o günkü devleti yönetenlerin işine geldi. 
Fransa’dan alınan otomobil montajı tamamen askeri düşünce ile yönlendirildi. O günün askeri yetkilileri bu montaj sanayi ile üretilen ürünleri kendi kurdukları şirketler ve daha sonra yine askeriyenin kurduğu banka tarafından yürütüldü. Böylece ordu pazarları kuruldu. Asker ticaretin tadını aldı. Tabi bu gelirler de askerlerin emekliliklerine yansıdı.
Üniversite yıllarım, üniversite gençlerinin, önceleri bölgesel düşüncelere yönelik, daha sonraları sağ sol kavgalarıyla geçti. Kim bunları yönlendiriyordu? Bilinmiyor gibiydi. Fakat aslında yine aynı güç olduğu bir gerçekti. 
Akademisyenliğimin ilk yıllarında, yine askeri otorite tarafından, Mart 1971’de TBMM’inin dışında, bir muhtıra ile bürokrat ve emekli askerlerden oluşan yeni bir hükümet kuruldu. Bu da çare olmadı. Ülkem 70 sente muhtaç hale getirildi. Sokak olayları ve iç terör gün be gün şiddetlendi. Bir sürü can yok oldu. Özellikle üniversite akademisyenleri ve işçi sendikaları hedef gösterildi.                        Devamı edecek

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV