İsveç’ten bir insanlık örneği (!)
31.01.2020 tarihli Sputnik haberinde İsveç’te yapılan bir araştırmadan söz ediliyor. Sığınmacı çocuk ve gençlerin ucuz işgücü olarak kullanılmalarının yanı sıra fuhuşa zorlandıklarından ve yemek, barınma gibi temel hakları karşılığında sömürüldüklerinden söz edilmiştir.
İsveç Kızılhaçı’nın 103 kişiyle yaptığı görüşmenin sonunda hazırladığı rapora göre, ‘refakatsiz sığınmacı çocuklar’ olarak sınıflandırılan gruptaki mülteci çocuklardan %38,5’i seks, suç ya da zorla çalıştırma gibi amaçlarla sömürülüyormuş.
Neredeyse her beş kişiden birinin araştırmaya katıldığı gece dahil olmak üzere dışarıda yattığı belirtilmekte, bu yaşam tarzının sağlık sorunlarına yol açtığı katılanların çoğunun da para ve barınma için pek çok şeyi kabul ettiği dile getirilmektedir. Ayrıca araştırmaya katılan gönüllülerden biri de bu olumsuzlukları gayet açık şekilde belirtmiştir.
Suç örgütleri de, yetkililer tarafından takip edilmesi daha güç olduğu için sığınmacıları kendi saflarına katmaya çalışıyormuş. Özellikle restoran gibi işletmeler de mültecileri ucuz işgücü olarak kullanıyormuş. Kızılhaç’a göre mülteciler, yerde uyumak karşılığında köle gibi çalıştırılıyormuş.
İsveç Kızılhaçı’nın açıklaması
İsveç Kızılhaçı’nın Genel Sekreteri Martin Arnlöv, ulusal yayıncı SVT’ye yaptığı açıklamada, “Akut evsiz olarak yaşayan en az 1200 genç yetişkinimiz var. Bu son derece büyük bir gruptur. Ne belediyeler ne de bölgesel veya resmi hükümet makamları barınma konusunda yardım etmek gibi bir sorumluluk taşımıyor. Bu grup giderek daha savunmasız hale geliyor” demiştir.
Barınma sorununu çözmek ve ekonomik destek yaratmak için ulusal bir koordinasyon gerektiğini vurgulayan Genel Sekreter, göç krizinin zirve yaptığı 2015 yılında, 35 bin 369 gibi rekor sayıda refakatsiz sığınmacı çocuğun İsveç’e iltica talebinde bulunduğunu ve bunların çoğunun Afganistan, Suriye, Somali, Eritre ve Irak’tan geldiğini açıklamıştır
Çin’in gördüğü vefasızlık
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle Çin’in zor bir dönemden geçtiği şu günlerde, ABD üst düzey yetkililerinden gelen eylem ve açıklamaların son derece kötü niyetli ve zamansız olduğunu söylemiştir.
1. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 11 Eylül 2001 saldırılarıyla ortaya çıkan terör tehdidinin azaldığını, yeni dönemde asıl tehdidin Çin Komünist Partisi olduğunu söylemişti.
2.Ticaret Bakanı Wilbur Ross da Çin’deki koronovirüs salgınının, istihdamın ABD’ye geri dönmesini sağlayacağı yönünde izahta . Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı, Çin’e seyahat uyarısını en yüksek seviye olan 4. kademeye yükselterek vatandaşlarından bu ülkeye seyahatleri etmelerini ertelemelerini istemişti.
Hua Chunying’in yazılı açıklamasında, “Dost kara günde belli olur. Birçok ülke birçok şekilde, salgına karşı mücadelede Çin’e yardım ve destek sağlamaya hazır olduğunu ifade etti. Diğerleriyle kıyaslandığında ABD’nin eylemleri ve açıklamaları yanlış ve zamansızdır.
Dünya Sağlık Örgütü, seyahatleri kısıtlamaya yönelik önlem almayı tavsiye etmedi, ama ABD aksini yaptı, çok kötü başladılar, bu gerçekten de son derece kötü niyetli davranış” ifadesini dile getirmiştir.
İtalya’dan terennümler
İtalya Savunma Bakanı Lorenzo Guerini, Rusya ve Türkiye’nin Libya’daki gerilimi güçlendirdiğini savundu.
ABD’nin başkenti Washington’da, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile yaptığı görüşmenin ardından basın toplantısında konuşan İtalya Savunma Bakanı Lorenzo Guerini, ülkesinin Libya’da politik çözümden yana olduğunu söyledi.
Guerini, “Rusya ve Türkiye, Libya’daki gerilimi güçlendiriyor. Biz birlikte politik çözüm bulmalıyız. Bu, tüm aktörlerin kolektif sorumluluğuna yol açmalı. ABD, politik çözüm için mümkün olan her türlü çabayı gösterebilir” ifadelerini kullandı.
19 Ocak Berlin’de gerçekleşen Libya konferansının sonuçlarını hayata geçirme yönünde çalışmak gerektiğini belirten İtalyan bakan, “Dış aktörlerin varlığından endişe duyuyoruz, zira çatışma bu yüzden güçleniyor. Askeri çözüm mümkün değil, politik çözüm arayışını güçlendirmek lazım” dedi.
Yorumlamalar
İsveç’i çok ileri seviyede insan hakları savunucusu, İtalya’yı hümanist bir ülke kabul edebiliriz. Çin’i de Batı standardında gelişmiş bir ülke olarak görmek istemeyebiliriz. Bunların hepsi zahiridir. İçsel olarak baktığımızda;
İsveç, Kürt çocuklarına da sahip çıkmaktadır. Göçmenlere uygulanan prosedür, umarım
o çocuklara uygulanmamıştır.
İtalya, evet hümanisttir; ama göçmen dolu bir gemiyi günlerce limanlarına sokmamış,
Akdeniz’i onlara mezarlık olarak görmeyi tercih etmiştir.
Çin, ABD tarafından sürekli olarak kıskaca alınmak ve göz hapsinde tutulmak
istenmektedir. Zorlu günler yaşayan Çin’e karşı uzak durmak ne kadar doğrudur?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.