Balkanlar, prensliklerin, iktisadi yönetimlerin, siyasi örgütlerin, servetlerin sık sık el değiştirdiği topraklardır.
*Eski Yunan, Roma, Hun saldırılarından Bizans’a
*Krallıklardan Avusturya Macaristan İmparatorluğu’na
*Osmanlı’dan parçalanmaya
*Sosyalist yönetimlerden Batı ittifakına
*Varşova Paktı’ndan NATO’ya
*Pagan, Protestan ve Katolik Hristiyan dünyasından İslamiyet’e…
Görüyorsunuz, bu kadar çok medeniyete, etnik yapıya ve dine yurt olmuş topraklardır Balkanlar… Bu kadar çeşitlilik her devirde çatışmalara ve bölünmelere yol açmış, Avrupa ve Asya’da söz sahibi olmak isteyen güçler bu toprakları ellerinde bulundurmak istemişlerdir.
Müstakil devletler
Osmanlıdan sonra bölgede Arnavutlar, Yunanlar ve Bulgarlar müstakil devletlerini kurabilmişlerdir. Sırp, Hırvat, Boşnak ve Makedonlar kendi etnik yapılarının yaşadığı devletlerini kuramamışlarsa da Tito’nun yönetimindeki Yugoslavya’da bir süre birlikte yaşamayı başardılar.
Yugoslavya’nın parçalanmasıyla kendisini oluşturan özerk cumhuriyetler ortaya çıktı ve her etnik yapının kendine ait bir ülkesi oldu. Bugün için her etnik yapıya ait bir devlet var ise de Arnavutluk dışında çoğunluğunun Arnavut olduğu ikinci bir ülke olan Kosova, Balkanlarda önemli bir ülke olarak varlığını korumaktadır.
Arnavut nüfusun önemli bir bölümü de Makedonya’nın batı kısmı Gostivar, Kalkandelen ve Kırcova’da, Karadağ’ın güney bölgesi Ulçin’de, Yunanistan’ın Çamlık bölgesinde, Sırbistan Buyanovas’ta yaşamaktadır. Diğer bir örnek de Boşnak nüfusla ilgilidir. Boşnaklar, Bosna Hersek dışında Karadağ, Sırbistan, Kosova, Hırvatistan ve Makedonya’da yaşamaktadır.
Eski Yugoslav ülkeleri
Eski Yugoslavya ülkelerinin Slav kökenlidir. Bulgaristan Ortodoks’tur. Bulgar Kilisesinin önemli merkezi Makedonya’nın Ohri şehrinde, Sırp Kilisesinin önemli merkezi de Kosova İpek’tedir. Bulgaristan Ortodoks olmasına rağmen Rusya bölgede güçlü olamamıştır.
Özetle nüfusların farklı dağılımları, dini merkezlerin farklı ülkelerde olması gibi Balkanları potansiyel bir tehlike merkezi haline getiren birçok unsur halihazırda canlı bir şekilde yaşamaktadır.
Osmanlı döneminden itibaren tarihi bağları nedeniyle Türkiye’ nin halen Balkanlarda önemli etkisi vardır. Türkiye’nin buradaki ülkelerde sınai ve ticari yatırımlara yönelmesi Batılı ülkelerde pek hoş karşılanmamaktadır.
Bölgenin en büyük kırılma noktası Boşnak-Sırp çatışması olmuştur. Kosova’da Sırp-Arnavut çatışması yaşanmış ve her an patlamaya hazır durmak durmaktadır. Büyük Sırbistan hayaliyle Sırbistan’ın Boşnak ve Arnavutlara karşı potansiyel düşmanlığı söz konusudur.
Batı’nın müdahaleleri
Bugün için Balkanlarda, Bosna Hersek’in bütünlüğünün korunması, Sırbistan-Kosova sınır anlaşması, Makedonya’nın isim sorunundan söz edebiliriz. Kosova-Sırbistan sınır anlaşmazlığı ise, Sırbistan’ın Kosova’dan toprak talebine dayanmaktadır.
Kosova ve Arnavutluk’ta toprak vermeye bazı politikacılar nezdinde sıcak bakılmakla beraber ülke içinde hala ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Sırbistan tarafında ise yeni toprak kazanımlarına rağmen Kosova’nın bir ülke olarak kabul edileceği düşüncesi tepkilere yol açmaktadır. Makedonya ile Yunanistan arasında 26 yıldır devam eden isim krizi ise, Makedonya’da değişen hükümetin bu süreci hızlandırmasının ardından uzlaşıyla sonuçlanmıştır. Almanya’nın ekonomik kartını, ABD’nin ise NATO kartını kullanmakta olduğundan Balkan devletleri, bu ülkelere boyun eğmek zorunda kalmaktadır.
Rusya’nın etkisi
AB, Rusya’yı Balkanlar konusunda kendisine tehdit olarak görmektedir. Tarihsel bağları, Ortodoks ve Slav kardeşliği, gelenek ve aile değerlerinin koruyucusu rolünü merkeze alan Rusya, 1990 yılındaki çökmeden sonra kendisini toparlamış ve askeri gücünü büyültmüştür.
Kırım’a müdahale ve ilhak etmesi, Ukrayna’daki iç savaşı ateşlemesi, Baltık ülkelerinde sık sık karıştırmalar yapmak ve Karadağ’daki darbe girişimini desteklemek gibi faaliyetleri nedeniyle Rusya, AB nezdinde tehdit unsuru olarak görülmektedir.
Belki de Rusya bunları yapmakla NATO’nun yayılmasını engellemeyi, AB’nin genişlemesine set çekmeyi ve bu bölge üzerinde lider ülke olmayı hedeflemektedir.
Türkiye’nin politikası
Türkiye, 2000’li yıllarda Balkanlar ile arasındaki siyasi diyalog, ekonomik ilişkiler ve sosyal-kültürel bağlarda gözle görülür ilerlemeler kaydetmiştir. Bu dönemde Türkiye Balkan siyasetinde giderek daha aktif rol oynamaya başlamış, ülkeler arasında işbirliği ve arabuluculuk konusunda önemli hamleler yapmıştır.
Türkiye, Balkan ülkeleriyle siyasi ilişkilerde istikrarın korunmasını, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerde ise derinleşmenin devamını ön plana almıştır. Mülteci krizi ve ekonomik yatırımlar gibi konularda Türkiye ve Balkan hükümetleri karşılıklı diyalog ve işbirliği adımları atmıştır.
Türkiye’nin politikasını bu yönde devam ettirmesi, gelecekte başka alanlarda yeni işbirliği imkânlarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.