Ekim ayı Cumhuriyetimizin kurulduğu bir aydır. Her ne kadar 29 Ekim yaklaşırken Cumhuriyet karşıtları küçümseyici tavırlar, Atatürk’e sövmeler ve etrafındakilere zehirlemeler yapsa da Cumhuriyet bayramı günü son derece gururlanır, mutlu oluruz.
1998 yılında emekli olunca gazetelerde ilk yazdığım yazıların başında “İrtica” ve “Bölücülük” geliyordu. İkisinden de hem Cumhuriyet öncesi hem de Cumhuriyet sonrası insanımız ve ülkemiz çok çekmiştir. Bu yazıda geçmişte eylül ve ekim aylarında meydana gelmiş ayaklanma ve operasyonlara değineceğim:
07 Ekim-30 Kasım 1926 Koçuşağı Ayaklanması
Bu ayaklanmanın amacı Koçuşağı aşiret mensuplarının Hozat-Çemişgezek-Başbağlar arasındaki bölgeyi kontrol altına almak istemelerinden kaynaklanmıştır. Kopo Hüseyin namındaki kişi de lider olarak ortaya çıkmıştır. Bu aşiret Çemişgezek-Hozat-Aliboğazı bölgelerindeki köylerde yerleşmiştir.
Aşiret, köylere zulüm yaparak, vergi vermeyerek ve çocuklarını askere göndermeyerek hükümetin kararlarına karşı gelmiştir. Ayaklanmayı bastırmak için görevlendirilen hükümet kuvvetlerine diğer aşiret grupları da destek vermişlerdir. Bu gruplar Aliboğazı bölgesini çevreleyen tepelerde tertiplenirken nizami birlikler Aliboğazı’na taarruz etmişlerdir.
Devlet yanlısı aşiretlerin, teşkil edilen çemberi daraltmak için bölgelerinden harekete geçerek nizami kuvvetlerle birleşmeye çalışması karşısında âsiler, teslim ol çağrılarına uymuştur. Ancak gelişmeler Koçuşağı aşiretinin zaman kazanmak için böyle bir yola saptıklarını gösterince operasyona devam edilmiştir. Aliboğazı dahil bütün bölge aranarak asilere büyük zayiat verdirilmiştir.
7 Ekim-17 Kasım 1927 Bicar Ayaklanması
Kürtçülükle uğraşan bir kısım unsurların halka Kürt bağımsızlık fikrini aşılayarak devlete karşı ayaklandırrmak istemesinden kaynaklanmıştır. Güldiken köyü-Lice’den Bicarlı Mustafa ismindeki kişi ayaklanmanın lideridir.
Şeyh Sait Ayaklanmasından sonra geriye kalan bir grup asi, köyleri basmış, hayvanları talan etmiş ve ayaklanmayı başlatmıştır. Hükümet acilen olay yerine kuvvet sevk etmiş ve tüm bölgedeki şüpheli köyleri tarayarak asileri ele geçirmiştir. Bu ayaklanmanın bastırılmasında 7’nci ve 8’inci Kolordular kullanılmıştır.
40 gün süren harekât sonucunda 280 köy araması yapılarak iki bin civarında asi etkisiz hale getirilmiş ve devlet otoritesi yeniden tesis edilmiştir.
12 Ekim-14 Kasım 1930 Pülümür Ayaklanması
Bir grup âsi, Alevi ve Türk köyleri arasında kışkırtma yaratarak bu köyleri birbirlerine saldırtmış, ortaya çıkan kargaşadan istifade ederek hayvanları gasp etmiştir. Hırsızlık ve talanla birçok mal ele geçirdikleri gibi halkı da ayaklanmaya yöneltmişlerdir.
Hükümet, Pülümür’ün Askirik (Kocatepe), Gürk (Karagöz), Dağbey (Dağbek) ve Haryi (Kavuklu) köyleri bölgesinde direnen şekavet olaylarının bastırılması için başlangıçta bir Alay görevlendirmiş ise de, su ve cephane ikmalinde yaşanan güçlükler nedeniyle harekât başarısız olmuş ve Alay Pülümür’e çekilmiştir.
Bunun üzerine 3’üncü Tümen bölgeye sevk edilerek Gürk köyünde bulunan 100 civarındaki âsi etkisiz hale getirilmiştir. Bu harekâtta Erzincan’daki dört uçaklı tayyare bölüğü kullanılmıştır. Diğer köylerde de arama tarama yapılarak 500 kişi kadar oldukları tahmin edilen eşkıya artığı temizlenmiştir.
Yorumlama
Yıllar yılı dış düşmanlara karşı girişilen harplerde yürütülen mücadeleler dışında yabancı ülke tahrikleri sonucu kardeş kavgalarına şahit olunmuştur. Doğu Anadolu bölgesindeki ilk ayaklanma 1806 yılında olmuş ve Babanzade Abdürrahman Paşa tarafından bastırılmıştır.
1920-1938 yılları arasında Pontus Rumlarının ayaklanmasından Dersim İsyanı’na kadarki zaman dilimi içinde 21 ayaklanma meydana gelmiştir. Bunların bastırılması için toplam süre hesaplandığında 7 yıl 10 ay gibi şaşırtıcı bir süreçle karşılaşılmaktadır.
Yine Doğu Anadolu’da Milli Mücadele esnasında altı ayaklanma, Cumhuriyet’im ilanından sonra da 15 ayaklanma olmuştur. Çoğunlukla aşiret reislerinin ve şeyhlerin başı çektiği ayaklanmalara Şeriatçılık ve Kürtçülük süsü verilmeye çalışılmıştır. Bunda kısmen başarı sağlayan âsiler halk gruplarını kendi saflarına çekerek devletin jandarmasına ve askerine tereddütsüz silah kullanmışlardır.
Aynı olaylar, benzer arazi kesimlerinde benzer amaçlarla devam ettirilmek istenmektedir. Bugün için bölge, büyük direnişlere sahne olmuş; ancak devlet olayları bastırmıştır. İki asırdan beri süregelen olaylar Türkiye’nin doğusunda ve güneyinde üzerinde şekil değiştirerek devam ettirilmek istenmektedir.
I.Dünya Savaşı’nın hesabı daha görülmemiş, sınırlar kesin surette çizilmemiştir. Petrol, su kaynakları ve Orta Asya bağlantı yolları üzerinde bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizin insanı sancılarla yaşamaktadır. Kuru vaatlere, aldatıcı verilere, bağımsızlık ve otonom yönetim gibi fikirlere aldanmamamız gerektiğini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.