15 Kasım 2018 Perşembe

DUAYEN GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ

ASKERİ OKULLAR AÇILMALIDIR

06 Ağustos 2018, 11:45
Bu makale 638 kez okundu
ASKERİ OKULLAR AÇILMALIDIR
RECEP YILDIZ

 2000 yıllık şanlı bir maziye sahip Türk Ordusu ne yazık ki son yıllarda (2008-2012 yılları arasında Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk vb. gibi Kumpas Davaları ile FETÖ tarafından)  ve özellikle 15 Temmuz 2016 FETÖ Darbe Teşebbüsü sonrasında (yurt içi ve yurt dışındaki Şer Güçler’in çabaları sonucu) bir yıpratma ve itibarsızlaştırma çalışmasına maruz kalmıştır. Bunun neticesinde gurur duyduğumuz Askeri Okullarımız kapatılmış, öğrencilerimiz mağdur edilmiştir. 

 “ASKERİ OKULLAR AÇILSIN!” 
EYLEMLERİ
Yaklaşık 100 haftadır “Askeri Okullar Açılsın!” eylemleri yapılıyor. Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Tekirdağ olmak üzere 2016-2017 yılları arasında toplam 9 şehirde yapılan bu eylemler, ilgili devlet mercilerinden gerekli tepkiyi alamayınca, 2018 yılı içerisinde ilk 6 ay sadece İstanbul Beşiktaş’ta her Cumartesi yapılagelmiştir… 
Bence FETÖ darbe teşebbüsünün yarattığı şaşkınlık ve panik havasıyla ve alel acele kararlarla (Darbe teşebbüsünden 10 gün sonra, 25 Temmuz 2016 tarihinde) alınmış olan “Askeri Okulların Kapatılması” kararının zaman içerisinde tekrar değerlendirilerek, yapılan yanlıştan dönülmesi mümkündür. 
TARİHTE TÜRK ORDUSU
Tarihin bilinen en eski düzenli ordusunu Türkler kurmuştur. Doğuştan bir askeri zeka ve kabiliyete sahip olan Türklerin ismi, tarih boyunca “asker” kelimesiyle bir arada kullanılmıştır. Bu yüzdendir ki; “Her Türk asker doğar!” terimi yabancı milletlerin bile kabullendiği bir cümle olmuştur.
İlk kez Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında kurulan düzenli Türk Kara Ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, “Tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına Tümenbaşı, Binbaşı, Yüzbaşı ve Onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.
Mete Han ile tarih sahnesine çıkan bu teşkilatlanma modeli günümüze kadar uzanan yelpaze içerisinde hüküm süren diğer Türk devletleri ile süregelmiş, özellikle Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk Ordusu dünyanın sayılı ordularından birisi olmuştur.
Milli varlığımızın teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde emin adımlarla ilerlerken onun kendisine miras bıraktığı üstün seciyeyi, kişilik ve ahlak özelliklerini de büyük bir gurur ve liyakatla üzerinde taşımaktadır. Bu değerli emaneti gelecek nesillere aktarmayı şerefli bir görev kabul etmektedir.
ORDU-MİLLET KAVRAMI
Ordu-Millet kavramı Türk devletlerinde ortaya çıkmış bir kavramdır. Doğan her Türk erkeği savaşçı özellikler  kazandırılarak yetiştirilir. Türkler’de askerlik herhangi bir meslek değil, herkesin bildiği ve gerektiğinde uyguladığı bir kavram olmuştur. 
Sanmayın ki, bir ülke sadece ordu ile korunabilsin. Dünyada hiçbir ordu yoktur ki sırtını milletine dayamadan ülke savunmasını gerçekleştirebilsin. Zaten bundan dolayıdır ki Türkler ‘ordu-millet’tir. Başka uluslar gibi siyasî iradeyi bırakıp giden halk ya da halkını bırakıp giden siyasî irade bizde neredeyse hiç görülmez. Türkler göçerken devletini, bayrağını da beraberinde alıp götüren bir millettir. Milletimizi, dünyanın üç kıtasında da ‘devletli’ olarak yaşatan bu vasıf (özellik) olmuştur. 
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK 
VE JEOPOLİTİK ÖNEMİ
Türkiye; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirlerine en çok yaklaştığı bir konumda bulunması, Asya ve Avrupa arasında önemli bir köprü görevi görmesi, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin bulunduğu Orta Doğu’ya çok yakın olması, kendi yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olması nedenleriyle stratejik ve jeopolitik bir öneme sahiptir. Dört mevsimi aynı zaman diliminde yaşayan müstesna bir coğrafyadadır.
Bu kadar güzel ve mükemmel özelliklere sahip Türkiye’yi bölmek, parçalamak ve Türk varlığını ortadan kaldırmak isteyen çok organize dış güçler mevcuttur. Durumu bu denli hassas olan Türkiyemizi korumak için karşımızda tüm şer odaklarına dimdik ayakta duran, gözünü kırpmadan ülkemize uzanan elleri anında kırmaya hazır, öz güveni yüksek, becerikli, bilgili ve donanımlı Türk Ordusu’na her zaman için gerek vardır. 
GÜÇLÜ ORDU / GÜÇLÜ TÜRKİYE 
NASIL YOK EDİLİR?
Ülkemizi parçalamak isteyen Şer odakları bu durumu çok iyi bilmektedirler ve  Güçlü Ordu’yu zayıflatarak Güçlü Türkiye’yi parçalamak ve yok etmek hedefi ile çalışmaktadırlar. Bu emellerini Ordu’nun yapısı ile oynayarak, küçülterek, genleri ile oynayarak, gelenek ve görenekleri ile oynayarak , ordumuzun temel gücünü teşkil eden kurumları kapatarak, bunların yerine asla yerini tutamayacak şekilde başka (sivil) kaynaklardan yetişen Subay ve Astsubaylarla telafi etmeye kalkışmaktadırlar. 
Bu Ordu savaşacaksa karargahı ve kurmayı olacaktır. Ordumuz okullarıyla birlikte yaşayacaktır. 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Bir ordunun kıymeti, zabitan ve kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür.” demiştir. Zabitan ve kumanda heyeti de ordumuzun kılcal damarları olan ve “Kutsal Ocak” dediğimiz Askeri Okullar’da fikren ve bedenen yetiştirilen personelden ortaya çıkmaktadır. Küçük yaşta verilecek askeri ve bedeni eğitim, en faydalı  ve en kalıcı eğitimdir. 
KAPATILAN ASKERİ OKULLAR 
VE ASKERİ HASTANELER
Kapatılan bu Askeri Okullar (Kuleli-Işıklar-Maltepe Askeri Liseleri, Harp Akademileri, Gülhane Tıp Akademisi (GATA) ve GATA’ya bağlı 28 Askeri Hastahane) )’ın her biri özel ihtisas kaynaklarıdır. Mesela GATA; Savaşta en çok karşılaşılacak olan başta yara ve yanık olmak üzere Harp Cerrahisi konusunda dünyada tektir. Keza kolu-bacağı-gözü gibi herhangi bir organını kaybeden bir askerin hayata en kısa sürede tutunmasını sağlayabilecek “Rehabilitasyon Merkezi” de GATA bünyesinde yer almaktaydı ve dünyada eşi ve benzeri çok azdır. Diğer Tıp Fakültelerinde bu branşlar yoktur.
Harp Akademileri ; Subaylara İhtisas Eğitimi ve Yüksek Lisans Eğitimi vererek Kurmay Subay yetiştiren tek kaynaktır. Mustafa Kemal Atatürk de bu okulda Kurmaylık eğitimi almıştır. Ben de burada eğitim almış şanslı subaylardan biriyim.
Askeri Liseler ve Harp Akademileri; Türk askerini bilgi ile donattığı gibi imanla da donatır, yüreklendirir, inanç insanı yapar. Ülkemizin en sağlıklı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yaratır. Türk Ordusunun komuta kademesinin sahip olduğu vatanseverlik, Atatürk İlkeleri’ne bağlılık, ülkesi için canını feda ederek şehit olmaya yemin içmiş insanları hangi okullar yetiştirebilecektir? 
KAPATILAN ASKERİ 
OKULLARIN TARİHÇESİ
Kuleli Askeri Lisesi (İstanbul) ve Işıklar Askeri Lisesi (Bursa) 1845’te (Padişah I. Abdülmecit döneminde), Maltepe Askeri Lisesi (İzmir) 1928’de önce Maltepe/İstanbul’da, daha sonra 1983’te Güzelbahçe/İzmir’de                            kuruldu.
Harp Akademileri Komutanlığı; Temelleri, 1848 yılında (Padişah I. Abdülmecit döneminde) Harbiye/İstanbul’da Kara Harp Akademisi’nin kurulmasıyla atılan Harp Akademileri Komutanlığı bünyesinde 1864’te Deniz Harp Akademisi, 1937’de Hava Harp Akademisi eğitim vermeye başladı. 
Atatürk de 1902-1905 yılları arasında burada eğitim alarak Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.
Kurulduğu tarihten itibaren farklı isimlerle değişik mekanlarda eğitim veren Harp Akademileri Komutanlığı, bazı bölümleri hariç Levent’teki binasına 1975 yılında taşındı. 
GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi), 1898 yılında (Padişah II. Abdülhamit döneminde) Gülhane/İstanbul’da kurulmuştur. Daha sonra 1941’de Ankara Cebeci Merkez Hastanesine, 1971 yılında da Etlik’teki bugünkü binalarına taşınmıştır.
ASKERİ OKULLARDAN 
ATILAN ÖĞRENCİLERİN 
DURUMU BAŞLIBAŞINA 
BİR FACİADIR 
15 Temmuz darbe girişimi sonrası 25 Temmuz 2016 tarihli 669 sayılı OHAL KHK’sının 104. maddesiyle, askeri okullar kapatıldı. Aynı KHK’nın 105. maddesiyle de bu öğrencilerin sivil okullara naklen kaydedilmesi öngörüldü. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu verilerine göre işte bilanço:
Bu askeri öğrencilerden lise ve dengi okul düzeyinde 3 bin 23 adaydan 3.002’si, üniversite düzeyinde 6 bin 620 adaydan 5 bin 971’i naklen sivil dengi okullara kaydedildi. Harp okullarında eğitim devresini bitirmiş olmalarına rağmen subay ve astsubay olarak nasbedilmeyen 3 bin 821 öğrenciye ise sivil üniversitelerden diploma alma imkânı tanındı. 
Kapanan askeri lise ve harp okullarından bu KHK kapsamına giren toplam 12 bin 794 öğrenci var.
Öte yandan, Askeri Okullardan atılan öğrencilerin durumu da başlıbaşına bir faciadır. Binlerce öğrenci mağdur edilmiştir. Bir kuşak gitmiştir. FETÖ’cü diyerek yaş-kuru herkes gözünün yaşına bakılmadan harcanmıştır. Hava Astsubay MYO Uçak Teknisyenliği birinci sınıf öğrencisi sayısı 538 olup, FETÖ ile ilişkisi olduğu tespit edilen öğrenci sayısı 3 (üç), sadece 3 (Üç)’tür. 535 kişi ise bu bahane ile harcanmıştır.  Askeri Okuldan atılanlar sivil Üniversitelere yerleştirilmişlerdir, ama üzerlerine atılan töhmet ve yaşadıkları travmalar sürmektedir… 
KAPATILAN ASKERİ OKULLAR 
ŞU SEBEPLERDEN 
DOLAYI AÇILMALIDIR
* Bu Okullar bize atalarımızdan (Osmanlı) kalmıştır ve ahde vefa gereği korunmalıdırlar. 
* Bu Okullar hepimizindir. Bu okullar devletimizin ve Silahlı Kuvvetleri’mizindir. Türk Ordusu’nun daha güçlü ve daha başarılı bir ordu olması, dünya orduları arasında ön sıralarda yer alması hepimizin gururunu okşayacak hususlardır. Bunun sağlanması da yılların tecrübesi ile edinilmiş bilgi birikimi ve askeri teamülleri de dikkate alarak sağlanan kurumsal yapının muhafazası ile mümkün olabilecektir. “Güçlü Ordu! Güçlü Türkiye!” imajının zedelenmesi ve hatta ortadan kalkmasına sebep olabilecek yanlış kararların vebalini aklıselim hiçbir Türk devlet adamı kabul etmemelidir. 
* “Ağaç Yaş İken Eğilir” atasözünün gereği olarak bir meslek dalında ne kadar erken yaşta eğitime başlanırsa, o kadar çok verim alınacağı gözardı edilmemelidir. Nasıl ki “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı Kur’an Kursları Uygulama Esasları”; Kur’an Kursları için 4-6 yaş grubundan kursları başlatmanın öğrencilerin bilgiyi almaya en müsait yaş grubu olarak değerlendiriyorsa, askeri eğitim ve öğretimin de Askeri Lise’lerden ve hatta eskiden bir dönem olduğu üzere Askeri Orta Okul’lardan başlatılması verimin ve uzun vadede daha istikralı ve başarılı askerlerin yetiştirilmesini sağlayacaktır.
* Askeri Okulların kapatılması için FETÖ’nün buralarda yapılanması bahane edilemez, o zaman binlerce FETÖ’cü hakim-savcı, polis, öğretmen tespit edildi ve tutuklandı. Peki neden Hukuk Fakülteleri, Tıp Fakülteleri veya Eğitim Fakülteleri kapatılmadı aynı gerekçeyle? Demek ki yöneticilerimizin Türk Silahlı Kuvvetleri üzerindeki niyet ve tasavvurları farklı olup, kamuoyuna söylenen ile yapılanlar farklılık arz etmektedir. 
* Türkiye’de diğer bazı ülke silahlı kuvvetlerinde olduğu gibi “Paralı Askerlik” veya “Gönüllü Askerlik” uygulaması yerine “Mecburi Askerlik” sistemi uygulanmaktadır. Türk Gençleri arasında adaleti ve eşitliği sağlayan bir uygulamadır bu. Ama buna rağmen zaman zaman yöneticilerimiz önce “yok öyle şey”, “adil değil” gibi söylemlerde bulunsalar da “biriken asker kaçaklarına bir çare” bulmak için uygun gördükleri zamanlarda “Bedelli Askerlik” düzenlemesi yapmaktadırlar. Demek ki Türk Ordusu’nun bir ihtiyacını düzenleyebilmek için birbirine zıt uygulamalar her zaman yapılabilmektedir. 
Bu çerçeveden bakıldığında Türk Ordusu’nun geleceği için kapatılan askeri okulların açılması konusu mutlaka yeniden değerlendirilmelidir.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV