banner58

Almanya’da aşırı sağcı kişi veya gruplar, giderek artan dozda Türklere karşı eylemlere girişmektedirler. Beş Türk’ün hayatını kaybettiği son olay ibret vericidir. Avrupa’nın her ülkesinde ne yazık ki, bu tür olaylar görülebilmektedir. Kafatasçılığın, bazı milletlerin aşağılanmasının insanlığı ne hale getirdiği ortadadır.
Ülkemizde durum
Cumhuriyetimizin karartılmaya çalışılması, Osmanlı döneminin tahrif edilmesi ve yöneticilerimizin küçük düşürülmesi gibi kampanyalara hız verilmiştir. Osmanlı yönetiminin Ermenilere karşı işlediği iddia edilen sözde soykırımın dünya parlamentolarında oylamaya konulması, Cumhuriyet döneminde Dersim hadisesi ve Alevilere karşı uygulanan şiddet olaylarının gündemde tutulması bazı çevrelere çıkar sağlamaktadır.
Dersim olaylarıyla ilgili geniş araştırmalara dayanan yazılar yazmıştım. Devletimizin kurucusu Atatürk ve Milli Mücadele kahramanı İsmet Paşa hakkında yabancı basında ileri geri konuşanlara ve yayın yapanlara kızmıyorum; çünkü bu saldırıyı önce bizler başlattık. Her iki kahramana sarhoşlar demedik mi, soy bağlarını tahrif etmek istemedik mi, Türk parasından resimlerini silmeye kalkışmadık mı?
Atatürk hakkında iddia
Şimdi hazır temel atılmışken elin oğlu da üzerine tuğla koymaya çalışıyor. Hitler ile Atatürk’ü benzer tutmaya kalkıştı
Alman devlet televizyon kanalı ARD’de yayınlanan bir belgesel yayımlandı. “ttt-titel, thesen, temperamente” adlı programda gösterilen “Unutulan Katliam - Atatürk Alevileri Nasıl Öldürdü?” belgeseli, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü Nazi diktatörü Adolf Hitler ile benzeştirilmek istendi. Atatürk’ü Hitler ile kıyaslayan belgeselde, Türkiye’nin Hitler Almanyası’ndan zehirli gaz satın aldığı ve bunu Tunceli’de kullandığı iddia edilmektedir.
Nasıl bir kıyaslama
Türkiye’nin PKK ile 35 yıldan beri yaptığı mücadelede özellikle A/P (antipersonel) mayınlarından askerlerimiz çok zarar görüyordu. Örgütün dış kaynaklarının (mali ve silah alımı) kurutulması ele alınmış ve çalışmalar başlatılmıştı. Silah, araç, bomba ve roketlerin üzerlerindeki yazılardan üretildiği ülke, üretim tarihi, kafile numaraları tespit edilmiş ve basına da açıklanmıştı. Mayınların satıcısı İtalya idi…
Güneydoğu’da, Irak’ta ve Suriye’de binlerce TIR’lık silahı teröristlere ABD verdi. Fransa, Almanya ve İngiltere de her türlü desteği verdiler. Bunu da dünya âlem biliyor. ARD televizyon kanalının “Türkiye’nin Almanya’dan zehirli gaz aldığı ve kullandığı” tümcesini bir an için doğru kabul edelim: Televizyon kanalı o günün Alman hükümetini de zan altında bırakıp suça iştirak ettirmiş olmuyor mu? İşte gafil muhbir buna denir. PKK’nın tuzağına ve tezgâhına düşmenin bir başka versiyonudur bu çıkış…
Atatürk ve Hitler dönemi
Mustafa Kemal (Soyadı Kanunu öncesi), Osmanlı topraklarının paylaşılmasına 1911 yılındaki İtalyan Savaşı ile karşı çıkmakla başlamış, Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar 12 yıl cephelerde savaşmıştır. 1923 yılında Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte ölümüne kadar 15 yıl da Cumhurbaşkanı olarak toplam 26 yıl Türkiye’nin dünya yüzeyinde tanınmasına hizmet etmiş ve Cumhuriyetimizin imarını sağlamıştır.
Adolf Hitler ise, 30 Ocak 1933’te Nasyonel Sosyalistler ve Alman Milliyetçilerden oluşan ulusal hükümeti kurarak siyasetin içinde yerini almıştır. 24 Mart 1933’te çıkarılan yetki kanunuyla Alman hükümetine meclisin onayı olmadan kanun yapma yetkisi verilmiştir. 26 Mart’ta Naziler, Almanya’da Yahudilere iş kurma ve eğitim alma yasaklarını getirmişlerdir.
Aynı yılın temmuz ayında da Naziler Yahudileri memuriyetten atmaya başlamışlardır. 30 Nisan 1945’te sığınakta kendini vurarak intihar eden Hitler, 12 yıl siyasette kalmış, 50 milyon insanın hayatını söndürmüştür.
Hitler iktidara gelmeden önce
Hitler iktidara gelmeden önce Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği sözler konuya nasıl baktığını net şekilde ortaya koymaktadır. Büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen insanlardan değiliz. (1921, Söylev ve Demeçler, C:I, s:196), Yurtta sulh cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931, Atatürk’ün Tamim ve Telgraf Beyannameleri, s:551)
Ben toprak büyültmek isteklisi değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu alamazsam edemem. (1937, Ruşen Eşref Ünaydın, Hatıralar, s:5) İsterseniz Nutuk ve Kavgam adlı eserleri de karşılaştırabilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.