26 Eylül 2018 Çarşamba

Alkollü sürücü ortalığı birbirine kattı

ANADOLU’DA KESE

14 Eylül 2018, 13:44
Bu makale 104 kez okundu
ANADOLU’DA KESE
Cengiz Baysu

 Cülus törenlerinde dağıtılan bahşişlerin, orduya ödenen ulûfenin, işgal edilen topraklardan elde edilen ganimet ve vergilerin ve sonraki yüzyıllarda dışarıdan alınan borçların Osmanlı hazinesine giriş  çıkışı “kese akçe” üzerinden hesaplanmıştır. 16’ncı yy.dan itibaren Türk insanı, akçesini koymak ve saklamak için para kesesi kullanmaya başlamış ve onu kıyafetinin bir parçası olarak kabul etmiştir. Bu bakımdan “para keseleri” el emeği ve göz nurunun ürünü olarak kabul edilmiştir. 

Geçmişte fonksiyonel özellikleriyle ön plana çıkan para keseleri, taşıdıkları sanatsal öğe ve motiflerle günümüzde de yerini korumayı başarmıştır. Çok öncelerden günümüze uzanan boy ve oymaklara ait simgesel çizgiler, yaşanılan yörede sahip olunan hayvan sürülerinin renkleriyle ahenk bulmuştur. Örme ya da dokuma teknikleri, ören kişinin yeteneği hatta duyguları, farklı bir boyut kazandırmıştır bu renk cümbüşüne…
Çoğumuz ninemizden dedemizden kalan seccade, kuşak, kemer, sarık, mendil, yelek ve köstekli saat gibi  eşyaları hatıra olarak saklarız. Eşimin babaannesine ait 95 ve 97 yıllık iki adet para kesesi, bize kadar intikal etmiştir. Mor yüzey üzerine simgesel motiflerin işlendiği, saçakları siyah, büzgü bağları kaytan olan iki farklı boydaki para kesesini ayrı ayrı çerçevelettirerek evimizde duvara asmıştık. İçindekilerin katlama şeklini hiç değiştirmemiştik. 
Titizlikle koruduğumuz iki para kesesinden büyük olanı, eski Türkçe yazılı sararmış ve buruşmuş bir tapu kâğıdına, ipek mendille sarılmış bir Reşat altınına ve iki gümüş mecidiyeye ev sahipliği yapmıştır. Atatürk döneminde İngiltere’de bastırılan ilk tertip paralardan birer adet bin, beş yüz, yüz ve ellilik kâğıt liralar bu keseden yüz bulamamış, küçük para kesesine sığınmışlar.
Bize en ilginç gelen obje ise 1910 tarihli kocaman bir 100’lük Rus Rublesidir. Bu banknot, muhtemelen Galiçya cephesinde çarpışırken esir düşen rahmetli dedemizin esaret sonrası hatıra olsun diye beraberinde getirdiği para olabilir. Esaret süresince çektiği çile ve kötü muameleler nedeniyle hasta olarak İstanbul’a dönen dedemizin, Kadıköy’de faytonculuk yaptığı ve çok uzun ömürlü olmadığı resmi kayıtlarda yazılıdır. Bu banknotun 1917-1918 yıllarında İstanbul’a gelen Beyaz Rusların piyasaya sürdüğü paralardan olma ihtimali de vardır.  Elimizde başka bir not veya kayıt olmaması bizde böyle bir kanaat uyandırıyor. 
Koleksiyonumuza annemin de bir katkısı olmuştur. Hatıra olması için ördüğü üzeri çiçekli motiflerle işlenmiş dantel ve yün keselerden ikişer adet para kesesini hediye etmiş ama içini doldurmadan (!) bize vermişti. 
Yurt gezilerimiz sırasında Nevşehir’in Ürgüp kazasındaki yaşlı bir aileden 73 yıllık para kesesi satın almıştık. Üzeri kesik çizgilerle süslü, motifleri kilim dokumasına benzer tarzda, saçakları parlak beyaz taşlarla bezenmiş ve büzgü bağı uzunca tutulmuş bu kese, payitahttan  uzak olan bir yörenin maddi zenginlikten ne kadar nasibini aldığının ölçüsü olarak çıkmıştı karşımıza. 
Altın lirayı hiç görmemiş, gümüş mecidiye ve bakır kuruşlara ev sahipliği yapmış, Cumhuriyet’in ilk yıllarının kenarı tırtıklı, delikli ve ay yıldızlı bakır ve pirinç alaşımlı paralarıyla tanışık bir kesemiz daha olmuştu. 1930 basımlı 2,5 kâğıt liraları sarmalamış olan koleksiyonumuzun bu yaşlı yeni konuğu cicili bicili para kesesinin, bir başka serveti daha varmış meğer içinde.
Bağa mahfaza içine oturtulmuş küçük süslü bir ayna, kemik tarak ve boynuzdan yapılmış üzeri boncuk işlemeli bir yüzük… Minyon yapılı para kesesinin bu hazineyi, geçmişte gördüğü düşük ayarlı paralara karşı böbürlenip yukardan bakmak için sakladığını söylersem mübalâğa etmiş sayılmam.     
Orta Anadolu’da görülen çeşitli para keselerinin üzerindeki işlemelerin, kilim dokumasındaki motif, renk ve desenlerle benzerlik gösterdiği söylenebilir. Altın lira, mücevher, takı ve değerli süs objelerini görmese de Anadolu kadınının ördüğü para keselerinin zenginliği burada ortaya çıkmaktadır. 
Koyun yününden yapılan para keselerinin dışında atın kuyruk ve yelesinden hatta keçi kılından örülen çantamsı keselere Gaziantep, Urfa ve Suriye’nin Kamışlı bölgelerinde rastlamak mümkündür. Nadir olmakla beraber deve derisinden yapılan para keselerine ise para çantası veya posta müvezzilerinin mektup çantası demek daha doğru olabilir.
Doğu Anadolu illerinde yaptığım geziler sırasında müzelerde kadife üzerine ibrişimle işlenmiş, şükür ifade eden sözcükler yazılı para keselerini görmüştüm. Müze yetkilileri, bu keseleri aşiret ağalarının, zengin eşrafın ve mülki amirlerin kullandıklarını söylemişlerdi.  Çok farklı bir zarafetleri vardı. Doğu Karadeniz yöresinin yaşlı insanları da eski Rum ailelerinin ibrişim işlemeli kadife para keselerini ve deriden mamul tütün keselerini kullandıklarından söz etmişlerdi.
Para keselerinin Batı bölgelerimizdeki tasarımı, çoğunlukla ipek, dantel ve yün örgü şeklinde çıkmaktadır karşımıza. Bu tür para keselerinde kadınlarımız her zaman miras olarak para bırakmamışlar, bazen de altın, gümüş ve incili küpeler bırakmışlar geride kalanlara. İpekçiliğiyle ünlü Bursa, para kesesi tasarımında çok zengin bir koleksiyon sunar ilgilenenlere.    

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV