21 Şubat 2018 Çarşamba

TEKİRDAĞSPOR BAŞKANINI BULDU

AFRİN ŞEHİTLERİNİN ANISINA

07 Şubat 2018, 21:12
Bu makale 259 kez okundu
AFRİN ŞEHİTLERİNİN ANISINA
RECEP YILDIZ

 25 Ocak 2018 tarihinden beri Malatya’da bulunmaktayım. Malatya’da 2 nci Ordu Komutanlığı Karargahı bulunmaktadır. Afrin’e düzenlenen “Zeytin Dalı Harekatı” Hatay’daki Harekat Merkezi’nden ve 2 nci Ordu Komutanı tarafından sevk ve idare edilmektedir.

Afrin’e düzenlenen harekatta şu ana kadar (harekatın 16.günü itibarıyla) toplam 17 şehit verilmiştir.

Malatya’da çevre yolu ile Yeşilyurt yolunu bağlayan 3 km uzunluğunda ve her iki tarafında son 5-6 yıl içerisinde lüks sitelerin yapılmış olduğu bir Bulvar vardır. Adı “Fahri Kayahan Bulvarı”dır. Fahri Kayahan kimdir diye merak edip internette araştırınca karşıma “Yolum Düştü Suriye’ye” türküsü ve onu söyleyen Malatya’lı sanatçı Fahri Kayahan çıkmıştır..

ÖLÜM NEYE BENZER BİLİYOR MUSUN HASAN?

Erol Toy'un çok güzel bir kitabı vardır iki ciltlik: ''Toprak Acıkınca'' (Yaz Yayınları, 1998) Kurtuluş savaşını anlatırdı… Bu kitapta bir hikâyecik hatırlıyorum torun ile nine arasında geçen...

''Nine ölüm nedir?'' ''Ölüm neye benzer biliyor musun Hasan?'' ''Neye nine'' ''Toprak acıkır Hasan. Toprak da insanlar gibidir. Belirli bir süre içinde acıkır. O zaman sürmek gerekir onu. Ekmek gerekir. Doyduysa ne âlâ. Doymadıysa daha ister toprak. Terini alır insanoğlunun. Yetmez. Tohumunu, emeğini alır. O da yetmez Hasan'ım. Gayrı alacak bir şeyi kalmamıştır. Canını alır. Bir can yetmezse, pek çok can alır. Doyar toprak. Bir süre doyar aldığıyla. Sonra yine acıkır.'' Susar nine... Bir süre düşünür sonra yeniden devam eder: ''İşte ölüm, insanoğlunun bir lokma gibi, bir tohum gibi toprağa düşmesine benzer.''

Terörden bir tohum gibi toprağa düşen gencecik askerlerin, polislerin, insanların haberleri gelince hep bu nineyi anımsarım. Düşünür, sorgularım... Nasıl bir açlıkmış bu böyle? Bu toprakların ne doymak bilmez, ne bitmek bilmez bir iştihasıymış bu?

ARKAMDA NE KALDI?

I. Dünya Savaşı'nda, Enver Paşa, Galiçya'ya da asker göndermeye karar verince; birliklerde talimler yoğunlaşmış... Bazı onbaşılar da, acemi eratı yetiştirmeye çalışıyormuş... Bir onbaşı, askere yeni gelmiş bir neferi çekmiş önüne; ''Sol yanın doğu, sağ yanın batı, önün güney; söyle bakalım, demiş, arkanda ne kaldı?'' Nefer boynunu bükmüş: ''Arkamda'', demiş, ''arkamda genç bir kadınla, iki küçük çocuk kaldı...''

Kimisi nişanlı, kimisi evli... Kimisinin bebeği yolda, kimisininki daha yeni kucakta… Kimisinin terhisi gelmiş, kimisinin daha yeni tayini çıkmış, kimisi daha yeni göreve başlamış… Her birisinin, ciğerleri sızlatan daha nice hikâyesi... Eline diken battığında yüreği yanan anaların bir anlatılamaz evlat acısı… 17 genç insan…

ZEYTİN DALI HAREKATI”NIN ŞEHİTLERİ

Afrin Harekatı’nda şehit düşen askerlerimiz, yüreklerimizi dağladı. TSK’nın ÖSO’yla birlikte yürüttüğü Zeytin dalı Harekatı’nda 16 gün geride kalırken, şehit haberleri Türkiye’yi yasa boğdu. Operasyonlarda şehit olan asker sayısı 17’ye yükseldi. İşte kimlikleri açıklanan şehitlerimiz;

Piyade Üstçavuş Musa Özalkan (Ankara), Piyade Üsteğmen Oğuz Kaan (Antalya), Piyade Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı (Kayseri), Astsubay fatih Mehmethan (Ordu), piyade Uzman Çavuş Ali Gümüş (Mersin), DSİ (devlet Su İşleri) çalışanı Yasin Tanboğa (sivil şehit), Piyade Uzman Çavuş Ahmet Bayram (Hatay), Piyade Uzman Çavuş Fevzi Gürsu (Elazığ), Uzman Çavuş Ali Yılmaz (Isparta), Tankçı Uzman Çavuş Ufuk Aktağ (Giresun), tankçı Er Halil İbrahim Aygül (Bursa),

İSLAM’DA ŞEHİTLİĞİN ÖNEMİ

İslam dininde Allah yolunda savaşa katılıp canını feda eden, vatan savunmasında hayatını kaybeden Müslümanlara şehit denir. Şehitlik, İslam’da en büyük mertebedir. Şehitlerin Allah katında kadir ve kıymetleri yücedir. Ahirette en büyük rütbenin peygamberlikten sonra şehitlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehidlerin bütün günah ve kusurları Allah tarafından affedilmektedir.

ŞEHİTLERİ ÖLDÜ SANMAYIN

Kur’anda şehitliğin önemi şöyle anlatılır; “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Allah’ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde, Rableri katında rızıklandırılırlar. Arkalarından gelecek olanlara şunu müjdelemek isterler : Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler. Allah’tan bir nimeti ve lütfu ve Allah’ın mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.” (Al-i İmran, 3/169-171)

ŞEHİT ER’DEN ANNEYE MEKTUP

Oğlun Şehit... çatma kaşını Anne

Metin ol da dik tut başını Anne

Gel; öp... kokla... mezar taşımı Anne

Akıtma gözünden yaşını Anne!

Olsa da bu dünyada gönlün ezik

Eğilme kimseye tut başını dik!

Bu duygular bize tanıdık bildik

Akıtma gözünden yaşını Anne!

Ölüm vaktin gelsin kavuşacağız

Albayrak altında buluşacağız

Mahşerde birleşip sarılacağız

Akıtma gözünden yaşını Anne!

ASKERE GİDİP DE DÖNMEYEN

EVLAT ACISINI ANLATAN TÜRKÜ

Erzurum yöresinden Muharrem Akkuş ile Yücel Paşmakçı’nın derledikleri bir türkü vardı, askere gidip de dönmeyen evlat acısını anlatan;

‘’Eledim eledim höllük eledim

Aynalı beşikte canan bebek beledim

Büyüttüm besledim asker eyledim

Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Yandı ciğerim de canan buna ne çare’’

Daha sonra bu türküye Kore Savaşı nedeniyle bir dörtlük de eklenmişti;

"Kore dağlarında ot kucak kucak

ne bilsin analar (oy oy) böyle olacak

rahmet yerine kurşun yağacak

gitti de gelmedi canan buna ne çare"

Bugün artık Kore'nin dağlarında kucak kucak otlar yanmıyor ama bugün tüm bir milletin ciğeri yanıyor.

Gitti de gelmedi canan buna ne çare?

Yandı ciğerim de canan buna ne çare

FAHRİ KAYAHAN (1918-1969)

Malatya’da doğmuştur. Babası Gaffar ağa sülalesinden Mustafa Bey, Annesi Şam Kadısı’nın kızı Şerife Hanım’dır. Bağlama ve tambur da çalan sanatçı pek çok parça besteler ve plaklara kaydettirir. 1937 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ün huzurunda çalıp söyler.”Malatya’lı Fahri Kayahan” adıyla ünlenen sanatçının şöhreti 1940’lı ve 1950’li yıllarda tüm yurdu sarmıştır. Sanatçı ayrıca bazı filmlerde de rol almış ve 60 civarında senaryo (Ezo Gelin, Bülbül, Sarı Kordela…gibi) yazmıştır.

Malatyalı Fahri Kayahan'ın günümüzde artık kimseciklerin bilmediği güzel bir türküsü var: ''Yolum Düştü Suriye'ye Halep’e’’ diye… Bu türküyü kendi sesinden mutlaka dinlemelisiniz. Bu türküyü dinlemek isterseniz akıllı cep telefonunuzdan veya bilgisayardan google'ye ''Yolum Düştü Suriye'ye Halep'e Malatyalı Fahri Kayahan" şeklinde yazmanız yeterli olacaktır...

Bu türküde öyle bir ''Halep'' deyişi vardır ki Malatyalı Fahri'nin - siz yine de ‘’Halep’’e yerine Halep yolu üzerindeki ‘’Afrin’e’’ diye dinleyin - ve ‘’gitti de gelmedi canan’’ diye feryat eden içlerine ateş düşmüş ocakları düşünün. O zaman zaten kafesine hapsedilmiş yabani kuşlar gibi çırpın çırpın çırpınır kalbiniz...

Milletimizin başı sağolsun!…

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV