banner58

Sözde Ermeni soykırımının gündeme gelmesine az bir süre kaldı. Bilmem kim “soykırım” dedi, falanca “soykırım” yerine şu yakıştırmayı yaptı ya da soykırımı inkâr etti, diye açıklamalar göreceğiz. Putin ne diyecek, Trump ne diyecek diye merak edeceğiz. Konumuz Putin olduğu için Rusya’nın tavrı üzerinde durmamız daha uygun olacaktır.
Rusya’nın yaptıkları
Rusya’nın Kafkaslar, Orta Asya ve Doğu Avrupa’da yüz yıl boyunca gerçekleştirdiği kitlesel katliamlar, sürgünler ve Holodomor gibi topluca cezalandırma yöntemleri unutulmamıştır. Özellikle Kafkas halklarına (Ahıska Türkleri) ve Müslümanlara yönelik insanlık dışı uygulamalarını incelersek,  “soykırım”ın ne olduğunu ve hukuki boyutunu en iyi Putin’in bilmesi gerekir.
Rusya daha kendi içindeki faşist unsurları (şehirlerde adam döven ve öldürenleri, KGB’den atılan, emekli edilen artıkları, derebeyleri ve canileri vb) hizaya getirememektedir. Bu unsurlar Çeçenler ve Kafkas halkları üzerinde aşırı baskı ve ezici eylemler yaratmıştır.
Rusofobi
Batılı ülkeler ve ABD, Rus ajanlarının yarattığı krizler nedeniyle Rus diplomatlarını sınır dışı etme kararları aldıkça Moskova, “Rusofobi” kokan senaryoya şiddetli tepki gösteriyordu. Diğer yandan ABD ve AB, Ukrayna krizinde rolü olduğu gerekçesiyle bir dizi Rus yetkiliye ABD ve AB ülkelerine girişi yasaklayan bir dizi yaptırım uygulamıştı.
Putin bunu, “Rusofobi” olarak adlandırmıştır. İzvestiya gazetesi ise Moskova’nın da benzer bir kara liste hazırladığını, Rusya’ya girmesi yasaklanacak Amerikalı ve Batılı ülkelerden isimleri yayımlayacağını açıklamıştı.
antisemitizm
SSCB’de Antisemitizm, 1948 yılında “köksüz kozmopolit”lere karşı yürütülen ve çok sayıda Yiddiş dilinde yazan şair, yazar, ressam ve heykeltraşın öldürüldüğü kampanya sırasında daha da büyük boyutlara ulaşmış, bunu “Doktorlar Komplosu” takip etmiştir.
Polonya’da, benzer Yahudi karşıtı propaganda Polonyalı Yahudilerin ülkeden kaçmasıyla sonuçlanmıştır. Savaşın ardından, Avrupa’daki antisemitik olaylar arasında komünist Polonya’daki “Kielce pogromu”  ve “1968 Çekoslovakya’nın işgali” olayları vardı.
Devamlı talimat
Putin, hukuk eğitimi görmüş olmasına rağmen hukukun üstünlüğüne değil, oligarşik yapının önderliğine inanmaktadır. Holodomor gibi bir belâyı Putin’in bilmemesi mümkün değildir.
Duma’nın 1995 yılından bu yana her 10 yılda bir tek yanlı Ermeni iddialarını destekleyen siyasî açıklamalar yapma alışkanlığı malumdur. Bu geleneği bozmayan Duma, 24 Nisan 2015 günü eski kararları doğrultusunda yeni bir açıklama daha yapmıştır. Onlar için sıradan veya “devamlı talimat” halini almış bir görevdir.
Dolayısıyla Putin, Kırım’ın ilhakı konusunda kararlılıkla karşısına dikilen Türkiye’ye ders vermek düşüncesiyle ve Ermeni diasporasının dürtmesiyle hoş olmayan bir demeç vermiştir. Diğer yandan da Batı’dan tamamen kopmadığını göstermek ve Duma’nın hışmına uğramamak için devamlı talimatın bir maddesini uygulamış ve 1915 Tehciri’ni soykırım olarak telâffuz etmiştir.
Devlet terörü
Rusya’nın emperyalist emeller peşinde koştuğu inkâr edilemeyecek bir gerçektir. ABD’ye karşı dünya egemenliğinde söz sahibi olduğunu hissettirmek istemektedir. Küba Krizi’nin yaşanmasında, Afganistan’ın işgalinde, Gürcistan’nın Batı’ya yönelmesinde, Mısır ve Suriye’nin desteklenmesinde, PKK’ya Moskova’da büro açtırmasında (halen kapatılmamıştır), BM’de veto hakkını insanlık için değil kendi emelleri uğruna kullanmasında bu tavrını hep ortaya koymuştur.
Rusya Federasyonu, Ukrayna’yı Avrupa’ya kaptırmamak için dünya kamuoyunun gözleri önünde yine yüzlerce insanın kanına girmiştir. Ukrayna’nın Rus yanlısı olan oligarkları, Batı yanlısı olanlara iktidarı kaptırmak istememişlerdir. Rus baskısından kurtulmak isteyen Ukrayna, Batı camiasına dahil olmak istemiş; ancak kendisinin AB’ye girmesinin iyi olup olmayacağını değil, bugünün Avrupa’sının Ukraynalıların özlemlerini karşılayıp karşılayamayacağını düşünmüştür. Bu tereddüt, sürecin uzamasına ve Rusya’nın mevcut durumdan istifade ederek müdahalesine neden olmuştur. 
Oysa Rusya’nın kontrol altında yürüttüğü bir tür etnik köktencilik ile liberal kapitalizm karışımı çabalar, bugün ancak Rusya veya Macaristan kadar Ukrayna’yı Avrupalı yapabilir.    Rusya da uluslararası hukuku çoğu kez göz ardı etmiş ve zayıf devletlerin üzerine çullanmıştır. Terörün her türlüsüne karşı çıkmak gerektiğini söyleyen Putin’e sormak gerekir: Bunlara devlet terörü demek doğru değil mi?
Gerek Astana’daki gerekse Soçi’de görüşmelerde terör örgütü temsilcilerinin de toplantılarda bulunmasını Putin istemiştir. Üstelik bu görüşmelere ABD’den bir temsilcinin bile çağırılmamış olması çok vahimdir. Orta Doğu’da kara ve hava unsurlarını konuşlandırarak yeni havaalanları bile yapmış ve pek de gidici olmayan bir ABD söz konusuyken onu görüşmelerin dışında tutmak da ne kadar sağlıklı ve barışa hizmet eder nitelikte görülebilir? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.