Her yıl 24 Kasım’da kutlanan Öğretmenler Günü, hep bilinenin bir tekrarıdır. Nutuklar atılır. Şiirler okunur. Demeçler verilir. Seminerler düzenlenir. Alkışlamanın dışında göze çarpan fazla etkileyici bir olgu yaşanmaz.  Hiçbir yetkili öğretmenin nasıl yetişeceğini ve yaşamını güçlükle sürdürdüğünden ve dolayısıyla öğretmenin geçim sıkıntısına çözüm üretilme yöntemlerini gündeme getirmez. 
Eğitimin gelecekteki kurgularının neler olacağı yaklaşımından hiç mi hiç söz edilmez.   Bendeniz 1949 yılında, Malatya ilinin Akçadağ ilçesine bağlı üç obadan oluşan 70 haneli bir köyde ilkokula başladım. O yıllarda Türkiye’de “Marşal Yardımı”denilen Amarikan yardımı okullarımıza öncelikle el attı.  Köylü kendi üretiminin dışında, süt tozu, teneke peynir, margarin yağı, Amerikan malı motorlu taşıt, traktör ve daha birçok iş makinesı ile tanıştı. 
Köyümüzdeki okulda bizlere verilen süt tozu ve diğer yardımların o günkü ablukasını anlayamadım. Ancak daha sonraları “Barış Gönüllüleri” denilen misyon öğretmenlerde ülkemizin her yerine gelmeye başladığında, olay daha da anlaşıldı. Böylece, bu güzelim ülkenin “Küçük Amerika” olmasını nutuklarına katan politikacılar yaratılarak, 1950 den itibaren Türkiye’deki eğitim yabancı dil ablukasına sokuldu. Okula başladığımda, kışları günde bir odunla okula gelme zorunluluğu vardı. Okulumuzda Hüseyin Obası, Daztepe ve Yukarı Beksembere obalarından gelen 40’ a yakın öğrenci vardı.  O yıllarda köyümde sadece eğitmen vardı. 
Üç sınıflı çatısı akan okulumda, eğitmenin bilgisi her üç sınıfa yetiyordu.  Eğitmenim 20 Lira maaş alıyordu. Her maaş alımında okula gazete, kitap ve daha birçok şeyler de alırdı. Nur içinde yatsın Hasan Tetik eğitmenim. Derdi ki “çocuklar bu para bana yetiyor”.  Hasan Tetik Eğitmenim bize okuma yazmayı, toplamayı, çıkarmayı, bölmeyi, ayları, günleri, saati, mevsimleri, ülkeleri ve onların başkentlerini, nehirlerimizi, denizlerimizi öğretti. Bunların dışındaki donanımlı bilgilerimizi, resim yapmayı, müzik öğrenmeyi, beden eğitimi ve spor yapmayı da köyüme yakın olan Akçadağ Köy Enstitüsü’nden her iki ayda bir değişimli olarak staja gelen öğretmenlerden öğrendim. 
O yaşlarda bu stajyer öğretmenlerle Enstitü’ye giderek, eğitimin neler yarattığını gözlemledim. Sinemayı, tiyatroyu, öğrenci etkinliklerini burada gördüm. Her sabah okul bahçesinde eğitmenimiz “sağ ol” ve “günaydın “ ile karşılanır. Ant okunur ve sınıfa girilirdi. Her üç sınıfta aynı salondaydı. Her cumartesi bayrak asılır. İstiklal marşı okunurdu. Her pazartesi bayrak indirilir ve istiklal marşı okunurdu. Köyde, 23 Nisan Bayramı, 19 Mayıs Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gibi milli etkinlikler köylüyle birlikte coşkuyla kutlanırdı. Hasan Tetik eğitmenim, her maaş aldığında okula getirdiği gazetelerden haberler okurdu bu bayramlarda. O yıllarda köyümüzde radyo bile yoktu. Şimdi eğitimcilerimiz, köy okullarının çoğunun kapısına kilit vurup, taşımacılık denilen ve dünyada örneği olmayan bir sisteme köylerimizi emanet etmiş. 
Köylü artık milli bayramlar ve etkinlilerden bi haber. İlkokul dördüncü sınıfı ve beşinci sınıfı okumak için köyümden beş kilometre uzakta olan, Ören köyüne gittim. Her sabah elimde köyümdeki marangozun yaptığı tahta bir çanta ile okula gittim ve akşam eve döndüm. Şimdi bir belde olan Ören Köyünde de, Akçadağ Köy Enstitüsü’nden staj için gelen öğretmenlerimden aldığım bilgiler beni buralara getirdi. İlkokulu birincilikle bitirdim. Ortaokulu Akçadağ Ortaokuldan birincilikle bitirdim. Liseyi Gaziantep ve Malatya Liselerinde okudum. O yıllarda her ilde bir lise vardı. Lisede Fen ve Edebiyat olmak üzere iki şube vardı. Lise diplomasını almak için yılsonu “olgunluk” sınavları vardı. Liseyi, 1961 yılında Malatya Lisesi Fen kolunda derece yaparak mezun oldum. Her 24 Kasımda ülkemizin her yerinde etkinliklerle kutlanan ”Öğretmenler Günü”, tüm eğitimcilere ve öğretmenlere kutlu olsun.  
Önümüzdeki dönemlerde beklentim; öğretmenlerin geçimini sağlamada, çağdaş yapıya kavuşturulmalı ve öğretmen borç sıkıntısından kurtarılmalıdır. Öğretmenin, eğitim için gerekli kitap ve yardımcı malzeme sıkıntısı olamamalıdır.  Bence öğretmenler günü ve haftası o yılın eğitiminde yeni yöntemlerin gündeme geldiği ve paylaşıldığı birçok etkinliklerin sergilendiği hafta olmalı.  Günün önemi, çağdaş eğitimde alınabilecek derslerin tartışıldığı etkinliklerle kutlanmalı. 
Türk ulusunun milli ve çağdaş yaşamdaki değerleri öne çıkmalı. Ülkemizi medrese eğitiminden kurtaranların o gün kü çabaları anlatılmalı. Geçmişin dersleri, geleceğin yapılanmasında öne çıkmalı. Eğitim bir bütün olarak ilk, orta ve yüksek öğretim basamaklarının birbiriyle bütünleşmesi, çağdaşlaşması sağlanmalı. Eğitim geleceğin umudu olmalı. Tüm eğitimcilerin ve öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlarım.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.